Batılılar, yüreklerinin en gizli köşelerinde hâlâ duran "Ortadoğu korkusu"nu atamamışlardır. Nedir bu korku?
Ortadoğuluların, İslam uygarlığını yeniden gün yüzüne çıkarmaları olasılığıdır. Ya bir gün Ortadoğulular inançlarının gösterdiği birlik çizgisinde el ele verirlerse, Batılılar kimleri sömürebileceklerdir?
Bir de şu husus var:
İkinci Dünya Savaşı Avrupa topraklarında oldu, savaşın en büyük yıkımı oralarda görüldü. Batılılar kendi yaptıkları silahlarla kendi kendilerini kırmışlardı. O halde, savaş alanı dışında kalmış tüm Ortadoğu ülkelerini etkileyecek bir cadı kazanı kaynatmalıydılar.
Amerika, çekilecek Vietnam'dan; bir üs yapmalı İsrail'de. Savaşsız bir Amerikan ekonomisi çökebilir. Amerika için ülkesi dışındaki savaşlar, alıcıları hazır pazar yerleri anlamına gelir.
İkinci Abdülhamid'den sonra yahudiler Filistin'e yerleşmeye başlarlar. Oysa O, Filistin'e yahudilerin yerleştirilmelerine ilişkin önerileri kesinlikle reddediyordu.
Yahudi şimdi, Filistin topraklarını istilâ etmiş, Batı emperyalizminin simgesi olarak orda duruyor.
Girişim yapmak, insancıl bir davranıştır. Ama girişimlerimizi olumlu çizgilerde götürmeliyiz. Çağ gelişiyor. İnsanın tükenmezliği, gelişen çağla doğru orantılı olmalıdır, yani insan, gelişen çağ içinde yerini almak zorundadır.