Bu cephenin açılmasında baş aktör olan İngiliz Bahriye Nazırı Churchill, Türkiye’nin gücünü matematiksel hesaplarla, hâlihazırdaki imkânlarıyla ölçmeye çalışmış; asıl önemli olan ve imandan gelen ve beslenen manevi gücünü, mücadele ruhunu hesaba katmamış ve katamamıştır.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Evet, işte bu gizli mücadeleler, sinsi planlar ve çıkar amaçlı çatışmalardır ki İstanbul’u Rusya’dan önce ele geçirmek isteyen İngiltere ve Fransa’yı Karadeniz Boğazı’na yöneltmiş ve sevk etmiş, Çanakkale Cephesi’nin açılma sebebinin temelini teşkil etmiştir. Tarih kitaplarında geçen Rusya’ya silah ve malzeme desteği sağlamak amacı ise, savaşın ancak zahiri bir sebebidir denilebilir, denilir ve öyledir.
İşte tüm bu emeller, hayaller ve politikalar bu devletleri kendi aralarında aşikâr olmayan, gizliden gizliye yürütülen, çeşitli mücadelelere sevk etmiştir.
Şüphesiz ki bazı büyük devletlerin boğazlarımız üzerinde vazgeçmek istemedikleri emelleri ve hayalleri vardır:
1) Rusya’nın boğazlar üzerinden sıcak denizlere
1) Rusya’nın boğazlar üzerinden sıcak denizlere ulaşma hayalleri,
2) Fransa’nın; Napolyon’un: “İstanbul anahtardır, İstanbul’a egemen olan dünyaya hükmedecektir.” çıkarımına dayanan siyasi duyarlılıkları,
3) İngiltere’nin, “Denizlere hâkim olan devlet, dünyaya hâkim olur, hükmeder.” çıkarımına istinaden 19. yüzyıldan itibaren Rusya’nın Akdeniz’e inme emelini engelleme politikası,
4) Almanya’nın “Doğu’ya Doğru” diye isimlendirebileceğimiz “Drank Nach Osten” politikası.