Han Kang'ın Çocuk Geliyor kitabını okumaya başladığımda karşı karşıya kaldığım duygular, kitabı bitirip kapağını kapattığında hissettiklerim, bu kitap hakkında muhakkak fikirlerimi paylaşmam gerektiği konusunda bir dürtü uyandırdı. April Yayıncılık tarafından yayımlanmış kitabın yazarı yine aynı yayınevi tarafından yayımlanmış Vejetaryen adlı romanıyla "Man Booker Ödülü" kazanmış, bu anlamda uluslararası alanda başarı sahibi bir kalem. Henüz ödüllü romanını okumadım ve Çocuk Geliyor romanıyla benzerlikleri var mı bilmiyorum ama ilk kez kalemiyle karşılaşmış bir okur olarak şoka uğradığımı söyleyebilirim. Roman yazımı ilhama bağlı olduğu kadar yıllara sari geliştirilmiş pek çok teknik hususa hakim olmayı da gerektiriyor. Han Kang bu anlamda teknik gelişmişlik açısından üst düzey bir performans sergiliyor. Performans kelimesini özellikle kullanıyorum zira yazar, tek başına oturduğu bir sahnede kendi varlığını hem vurgulamadan, hem gizlemeden bütün kalabalığın yerine geçmenizi sağlayabiliyor. Ciddi bir performans sanatçısı gibi kalemiyle yazdığı dünyayı zihinlerinizde gerçek kılabiliyor. Fakat sadece bundan bahsederek geçiştirilemeyecek kadar sağlam bir metinle karşı karşıyayız. Özellikle roman tekniği açısından ciddi bir başarı söz konusu. Roman kuramlarıyla ilgili veya roman yazmayla ilgili mesaisi yahut ilgisi olan okurların bildiği üzere romanın en önemli unsurlarından biri anlatım tekniğidir. Kimi yazar sınırlandırılmış veya sınırsız "tanrı anlatıcı" rolüne bürünüp üçüncü tekil şahıs kipinde romanı kurgularken, kimisi de okurla ünsiyet geliştirmeyi mümkün kılan birinci tekil şahıs kipini kullanır. Bunların dışında pek sık rastlanılmayan ikinci tekil şahıs kipi vardır ki, başarılı örneği çok az olduğu gibi okura dikte etme riski taşıdığı için pek çok yazar tarafından