Ama, diye düşünüyor, Latin Amerika'nın edebiyat ile günlük hayat arasındaki sınırları kaldıran o büyülü havası bu ülkede yok. Köklü geçmişin mayası yok. Direnişin masalsı ruhu yok. Hayatın hem içe hem dışa doğru açılan kapıları burada yok. Burada vasat bir cetvel ile çizilmiş sınırlar var. Burada Lucas olamazsın, ancak iriyarı ve sıkıcılık derecesinde gerçek bir Rıfat olursun.
Başka bir insanda bulacağım en fazla şey geçmişin yoğurduğu psikolojik bir çamur, diyerek insanlar ile yakınlaşma çabasından vazgeçti kibirli ve saldırgan Rıfat. Ona yiyecek atmayın, sevmek için elinizi uzatmayın.
''Meseleye pozitivizm tarafından baktığımızda doğa bilimlerinin ulaştığı sonuçlara tanrının gölgesinin düşmesine engel olamıyoruz, teolog gibi baktığımızdaysa bu kez tanrının üzerine doğa bilimlerinin gölgesi düşüyor!''
''Eksik bir şey kalırsa, kendine değil başkasına güvenirsin, dışındaki bir varlığa yönelirsin, tanrıya örneğin. Tanrıya inanmak istiyorsan inan. Buna kimse karışamaz, kimsenin diyecek bir şeyi olamaz. Ama şunu unutma, bir eksiklikten doğan tanrı fikri daha baştan sakat bir fikirdir. Eksiklikten değil; bütünlükten, tamlıktan doğmalıdır tanrı fikri. Bardak dolsun diye değildir tanrı, bardak taşarsa tanrıya ulaşırız. ''