“Boşuna yürüdük bunca yolu.
Ellerimizdeki izler boşuna.
Topladığımız günler biriktirdiğimiz anılar gözyaşları
... hepsi boşuna...
Saatleri yakmışız biz
yılların üzerine çıkıp tepeleme düşmüşüz tarihe.
Boşuna bu
çekip gitmek için geldik
ve şimdi gidiyoruz.
Üzerime sinen kokun boşuna
boşuna yürüdük bunca yolu.
Ellerimizdeki izler boşuna...
Ölüm için yetiştirilmiş
bedenlerimizin...
Tüm zaafları boşuna.”
“Hayal ettiğimiz tüm uzaklar, mavi bir gökyüzü ile birleşemiyor. Seslendiğim yerlerin kalabalığına dokunup, bana ağıt olarak geri dönüyor hiçbir işe yaramayan cümlelerim. Yollara değiyorum ben de onlar bana hak veriyor, bazen ödül olarak yağmur hediye ediyorlar seviniyorum. Onca aydan sonra yaz bitimine kadar belki de sonsuza kadar Ege’de kalıp hayatımı sürdürebilirim diyorum. Küçük bir kasaba bulurum, meyve sebze yetiştirip geri kalan hayatıma devam edebilirim. Razı gelebilirim bunun için kendime, kader öyle isterse neden olmasın? Hiç bilmediğim yanlarım ağrıyor artık, hissedip de gösteremediğim bir taraftan kan sızıyor sanki. Her gün içinde benzer karanlıklarla akşam oluyor burada farkındayım. Boşuna gidiyorum. Boşuna büyüyorum ve boşuna öleceğim.”
“Ama ben öyle çekilmez biriyim ki artık uzatılan pamuk kadar sıcak elleri görmezden geliyorum. Onların tek istediği beni hayata katmaya çalışmaktı, bense sırtımı dönüp kaçardım. Şu halime baksana, benim gibi biriyle kim ciddi düşünür ki, bu yüzden sevdiğim kadar da nefret ediyorum insanlardan. Herkese, her şeye, tümlüğe gülümsüyorum ama sonra ağlıyorum köşelerde küfrediyorum. Çizilmiş bir resmin donuk karesiyim, aynı pozda kalmış. Anlayan hiç anlamıyordu beni, ben de anlamsız halde yağmurlara karışıyorum artık tepeden tırnağa kasvetli bu şehirde, kime baksam aynı acıyı gömüyorum içime. Yalnızlığımla övünüyorum artık anlayacağın. Çünkü kendinden kaçamayan bir başkasına koşmamalı.”
“Güneşi daha çok sevdiğim zamanları hatırlıyorum. İyi ki yaşıyorum ve iyi ki nefes alıyorum dediğim zamanları. Kuşların ağzında gibiydi akşamlar o vakit, koca koca dutlar dökülürdü ağaçlardan, en tepesine çıkarken hayallerimin... Saçlarımı okşayan rüzgâr tatlı eserdi, kuşlar şarkılar mırıldanırdı, telaşlı kanat çırpışı sesleriyle ben de büyürdüm. Büyüdüm. Artık hep erken oluyor saatler. Ağlak gecelere tutunuyorum. Hiç gelmeyen misafirlere. Şimdi daha iyi anımsıyorum güneşi çok sevdiğim zamanları. Annem ve babam hayattayken daha.”