“Benimkisi şaşkınlık değil.
Adımı biri yazmış sokak duvarına.
Öylesine bir cümlede özne diye kullanılmışım. Yan yana getirilmişim insanlarla.
Tesadüf bile değilim.
... yalnızca denk gelmişim.
Bütün sermayem o kadar.
Ve bu tutunmaya çalışmak bile değil tutunamamak...”
“Saatleri, daha doğrusu zamanı kınıyorum. Aslında zamanı da değil
zaman kavramını var edip
ardından ona yenik düşen insanları
evet onları kınıyorum!..“
“Duruyorum
zarif, kırılgan bir masalın içinde.
Bakıyorum gökyüzüne
üç elma düşsün diye herhangi bir yere...
...başıma falan gelmesin.
Yalnızca düş’sün
yalnızca.
Hepsi bu...”
“Yağmura çarpacağım ben
gözlerimi kör etsin diye yürüyeceğim kış’ın üzerine üzerine!
Zarif hatalar yapmayacağım artık!
Kaba aşklara
lüzumsuz adımlar sallayacağım!
Yaşayacağım ben
sen üzül!
Öleceğim bir de
sen ne halt edersen et!”