"Bilir misiniz burada baktığınız manzaralar ortadan ikiye bölünmez, delik deşik edilmez, parçalanmaz, buruşturulup bir ekranın içine tıkıştırılmaz. Gördüğünüzle baş başa kalırsınız. Gördüğünüzün kıymeti kendiliğinden nüfuz eder hücrelerinize. Gördüğünüzü gösterme derdiniz olmaz da gördüğünüzü göstermek istediğiniz biri olur. “Ne zaman ki güzel bir şey görürüm sensiz içime sinmiyor” diyor ya şarkıda, öyle. Etrafınıza bakarsınız, karşınızdaki görkemli manzarayı gösterebileceğiniz birilerini ararsınız, kalbiniz bir an bir isim söyler, iç çekersiniz, keşke burada olsaydı o da görseydi dersiniz. Onun yanınızda olmadığını görünce hüzünlenirsiniz ama üzülmezsiniz sadece elinizi kalbinizin üstüne koyup beklersiniz, işte o an upuzun bir şarkıya dönüşür..."
Salonlar ve Uçurumlar
Esra Kılıç Türedi
"Yine de hatırlatayım farkında olmakla farkında olduğunu tatbik etmek arasında kuşkusuz bir ağırlık farkı var. Bu farktan doğan bir bilmişlik, bu farktan fışkıran bir âcizlik, bu farktan beslenen bir şuursuzluk var. Buna ne kalbin terazisi ne vicdanın kefesi ne de doğrunun kütlesi derman olur."
Salonlar ve Uçurumlar
Zamanı ilk duyuşum bu. Duruyorum. Hiçbir şey yıkamaz beni o halde. Bu duyduğum zaman, benim olamaz. Özeniştir her şey. Ben zaten onun dışındayım demek. Benim olmayan, bana dokunamaz.