sınıflı, erkek egemen toplumlarda, yani bildiğimiz tüm insanlık tarihi boyunca, en temel ve en geniş madun (ast olan) kitlesini oluşturan kadınlardır.
erkek egemenliği hiçbir zaman “penisi olanların egemenliği” olmadı. erkek egemenliği her zaman yetişkin/üretken erkeklerin egemenliğidir. üretim, dolaşım ve iletişim araçlarını kontrol edebilen bir azınlığın (fallus-iktidar sahiplerinin) egemenliğidir.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“dil-dışı” ifade yöntemlerinin başında da şiddet geliyor ya da daha güncel ve dar deyimle “terör” ama yalnızca politik terör değil. futbol huliganizmden sokak kabadayılığına, yağmacılığa, linç keyfine, kadınlar ya da çocuklar üzerindeki aile şiddetine kadar bir dizi daha “normal” sayılan terör fiilinin ardında da bu dilsizlik sorunu yatıyor.
madunu (ast olan) madun konumuna yerleştiren egemenlik ilişkisinin, dilsel bir ilişki olmasının yanı sıra bir şiddet ilişkisi de olduğunu, egemenliğin her zaman dilsel/ideolojik mekanizmalarla olduğu kadar ilksel bir şiddetle yaratıldığını/sürdürüldüğünü düşünürsek dilden dışlanan madunun yönelebileceği ilk adresin şiddet olacağını da görürüz.
dil; erkeğin, avrupalının, beyazın, burjuvanın (ya da hakim sınıfın), heteroseksüelin, ulus-kurucu etnik grubun dili. madunun (ast olan) kendine ait bir dili yok. sesini çıkarabilmek için öteki’nin dilini öğrenmesi ama, dil asla masum, nötr bir yapı olmadığı için, ağzını açtığı andan itibaren öteki’nin düzenine tabi olmayı kabul etmesi gerekiyor.
herhangi bir tür felaket baş gösterdiğinde, abd’nin tamamı homo-homini-lupus toprakları olacaktır. tüm etnik sınıflardan, etnik kökenlerden, yaş ve gelir gruplarından “yapabilen herkes” yapacaktır.
abd’de kapitalist yapı çöktüğünde medeniyet de heba oluyor.
kapitalizm öncesi bir medeniyet tarihine sahip olan çoğu avrupa ve “üçüncü dünya” ülkesinde, kapitalist alt ve üst yapının çöküşü bir felaket olabilir ancak kapitalizm öncesi kültürel biçimler, en azından kriz geçene dek, idareyi devralmak için her an hazırda bekler.
oysa kendi medeniyetlerinin atığı olup dünyanın dört bir yanından gelen göçmenlerle ve kapitalizm öncesi amerikan toprağında zaten var olan kültürel oluşumları yok eden bir süreçten geçerek kurulan abd’de medeniyet kapitalizmle başlar (ve belki de –ki bundan korkmak için geçerli sebeplerimiz var.- biter).