esrasude

esrasude
@esrassude
sosyal bilimler lisesi
19 Şubat
3 okur puanı
Haziran 2022 tarihinde katıldı
“madun” kavramının iki belli başlı kullanımını birbirinden ayırmalıyız. birinci anlamda “madun”, nesnel bir konumdur. herhangi bir ikili hakim/tabi ilişkisinde, genetik-biyolojik yapısı ya da kültürel olarak kendi iradesi dışındaki başlangıç noktası bakımından daha baştan tabi konumuna yerleşenler için kullandığımız bir terimdir. “madun” kavramının ikinci tanımında, “maduniyet” bir konumdan ziyade bir kimlik özelliğini taşır, bu anlamda “seçilmiş”tir.
Sayfa 177·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
köleliğin ve bağımlılığın sonu yoktur. köle isyanları aslında efendi/köle ilişkisinin bir sarmal halinde yeniden ve yeniden üretirler. kuşkusuz bu yeniden üretme kısır döngüsünde sabit kalan, bireyler topluluğu olarak efendi ve köleler (yani efendi ve köle kimlikleri) değil; efendilik ve kölelik konumlarıdır.
Sayfa 177·Kitabı okudu
milliyetçi/ırkçı saplantılardan biraz sıyrılmış bir bakış, kendisini madun olarak görmeyen/tanımlayan tek bir etnik katliam öznesinin bile olmadığını gösterecektir bize.
Sayfa 176·Kitabı okudu
başarılı bir ulusal kurtuluş savaşı sonrası, o “ezilen halk”ın bir bölümü bal gibi de kalıcı bir hakim sınıf olarak örgütlenebilir. nitekim 20. yüzyıl tarihi bunun öyküleriyle dolu. üstelik bu yeni hakim sınıflar, eski sömürgeci ve emperyalist egemenlere göre daha insaflı, daha adil, daha akılcı olacak diye bir şart da yok. tersine birçok örnekte yeni hakim sınıf(lar)ın eski egemenlere göre çok daha vahşi bir kapitalizmin inşasında ne kadar başarılı olduğunu görebiliyoruz. ancak bir zamanların madunlarının yeni egemenlere dönüşürken asla terk etmedikleri bir şey var ki o da “madunlar söylemi”nin kendisi.
Sayfa 175·Kitabı okudu
ego sömürüden, dayaktan, işkenceden, aşağılamadan kaçar; refaha, huzura, onaylamaya yönelir. freud’un terimleriyle haz ilkesini gerçeklik ilkesiyle kontrol ederek, yani libidinal enerjiyi ego filtresinden geçirerek “olabilecek maksimum haz” peşinden koşar. ancak bu arayış olsa olsa bireysel düzeyde mümkündür; toplumsal ölçekte bakıldığında bu bireysel arayışlar kesişir, çelişir, çakışır ve çoğu kez de birbirlerini engeller. kant’ın 1784’te dediği gibi: “her biri kendi eğilimince ve çoğu kez de birbirlerine karşı kendi amaçlarının peşinde koşan insan bireyleri, çoğu kez niyet etmeden doğanın bilmedikleri bir amacını gerçekleştirmiş olurlar. demek ki eğer bilseler pek de aldırmayacakları şeyleri yapmak için çalışırlar. nitekim engel, kant’tan yüz yıl sonra aynı önermeyi bu kez materyalist bir açıdan dile getirmiştir: “tarih öyle yapılır ki nihai sonuç her biri bir tür tikel yaşam koşulu tarafından oluşturulmuş birçok bireyin iradeleri arasındaki çatışmaların sonucu olarak ortaya çıkar. bu nedenle ortada sayısız kesişen güç vardır. her durumda insanların kendi edimlerinin ortak sonucu olarak ortaya çıkan, ancak her birinin kendi özel niyetlerinden farklı bir sonuç oluşturan bu bütünleşik, hayali özne, “uygarlık” dediğimiz şeyin var olmasını sağlayan temel unsurdur.
Sayfa 165·Kitabı okudu