Matt Haig tarafından kaleme alınan İnsanlar kitabında Riemann Hipotezi'ni çözen Profesör Andrew Martin'i yok ederek bedenini ele geçiren bir uzaylının, dünyaya ve insanlara yönelik izlenimleri anlatılmaktadır. Bu uzaylı tarafından bahsedilen olaylar ve incelenen durumlar hayatımızın olağan parçalarını oluşturmakla birlikte, kitabın ana karakterini oluşturan uzaylı ile birlikte dünyamızı ve insanlığı yeniden keşfetmemiz ve bütün bunlardaki anlam ile anlamsızlığın bir sentez oluşturduğunu görmemiz sağlanmıştır.
Karakterimiz kitabın başında insan yaşantısını, rutinlerini, geleneklerini ve özellikle duygularını anlamakta zorlanmış ve insanlığın ilkel bir yaşam formunu oluşturduğunu düşünmüşse de, insanlarla beraber yaşadıkça aslında en güçlü silahlarının duyguları olduğunu anlamış ve bütün bu davranışların insan hayatındaki önemini duyumsamıştır. Hatta mantık sınırından çıkıp duygular ile yüzleşmekle, duygunun mantıktan üstün olduğunu kavramış ve kendi gezegenine dönmek yerine Dünya'da kalmayı ve bir insan olarak yaşamayı seçmiştir.
İnsanlar kitabı ile yaşadığımız bu dünyada normalleştirdiğimiz, bazen sevdiğimiz bazen ise nefret ettiğimiz bütün bu durumların duygularımızdan kaynaklandığını, ama insan olmanın en cazibeli kısmının ise bütün bu duyguları hissetmemizde gizli olduğunu anlıyoruz. Yine ana karakterin kendi gezegenine yönelik anlatılarından acının, nefretin, öfkenin olmadığı bir evrende var olmanın da yaşamak olmadığını, yaşam denen nehrin duygu yatağından geçmekle aktığını görüyoruz.