Endüstri işçisi erkeğin, ailesini geçindirecek ücreti kazanmasıyla, aileyi geçindiren kişi olarak sahiplendiği ayrıcalıklı cinsiyet konumu ve bunun sonucu oluşan aile modeli, erkek egemenliğine dayalı cinsiyet rejiminin merkezi önemde bir öğesi olmuştur.
İşçi sınıfı sendikal mücadelesinde kadın işçilerin mücadeleleri, sonuçları itibari ile çok başarılı olamadı ve önemli üretim sektörlerinden erkek iş gücü egemenliğine dayalı bir işbölümü gelişti; maden, makine, otomotiv gibi “ağır sanayi” sayılan üretim alanlarının çoğunda kadınlar çalışma olanağı bulamadılar. Bu sektörlerdeki yüksek işçi ücretlerine karşılık kadınların yoğun olarak çalıştıkları “kadın işleri” alanları daha düşük ücretli ve sosyal güvencesiz çalışma alanları olarak yapılandı.
Türkiye’de çalışma ve erkek olarak kabul edilme ilişkisine bakarken çalışarak var olmanın erkekliği inşa eden en önemli stratejilerden biri olarak ortaya çıktığını görüyoruz.
Erkeğin kamusal işlerden sorumlu olduğu toplumsallık dokusunda kadınların yaptığı işler “özel alan”a sokulup “görünmez” olmuş ve analiz dışı tutulmuştur.