- 1000 Kitap uygulamasını bir not defteri gibi kullanıyorum; bu yüzden hoşuma giden ifadeleri ya da o an aklıma gelen düşünceleri sık sık yazıyorum.
-Vicdanımla herşeyi sorgularım
Heva ehlinin ortak özelliklerinden birisi lehlerine olduğunu zannettikleri delilleri sürekli zikretmekle beraber aleyhlerine olan delilleri görmezden gelmeleridir.
Biz Kur'ân şakirdleri olan Müslümanlar, bürhana tâbi oluyoruz. Akıl ve fikir ve kalbimizle hakâik-i imaniyeye giriyoruz. Başka dinlerin bazı efradları gibi ruhbanları taklid için bürhanı bırakmıyoruz. Onun için akıl ve ilim ve fenn, hükmettiği istikbalde, elbette bürhan-ı aklîye istinad eden ve bütün hükümlerini akla tesbit ettiren Kur'ân hükmedecek!..
Âsâr-ı Bediiye
Eğer biz ahlâk-ı İslâmiyenin ve hakâik-i imaniyenin kemâlâtını ef'alimizle izhar etsek, sair dinlerin tâbileri elbette cemaatlerle İslâmiyete girecekler; belki Küre-i Arz'ın bazı kıt'aları ve devletleri de İslâmiyet'e dehalet edecekler.
Âsâr-ı Bediiye
Evet İslâmiyetin şe'ni metanet, sebat, iltizam-ı hak olan salabet-i diniyedir. Yoksa cehilden, adem-i muhakemeden neş'et eden taassub değildir. Bence taassubun en dehşetlisi, bazı Avrupa mukallidlerinde bulunur ki, sathî şübhelerinde muannidane ısrar gösteriyorlar. Bürhan ile temessük eden ülemanın şanı değildir.
Âsâr-ı Bediiye
Hem de dörde kadar taaddüd-ü zevcât: Tabiata, akla, hikmete muvafakatı ile beraber; Şeriat bir taneden dörde çıkarmamış, belki sekiz-dokuzdan dörde indirmiştir. Bahusus taaddüdde öyle şerait koymuştur ki; ona müraat etmekle hiçbir mazarrata müeddi olmaz. Bazı noktada şer olsa da ehven-üş şerdir. Ehven-üş şer ise, bir adalet-i izafiyedir. Heyhat!.. Âlemin her halinde hayr-ı mahz olamaz.
Âsâr-ı Bediiye