Eğitimin gayesi kanaat serbestliği kazandırmaktır. Propaganda ise hazır kanaatleri sunar. Eğitimle propaganda hem amaç ve hem de metod yönünden birbirinin zıddıdır. Eğitim, yavaş bir gelişim sağlamaya çalıştığı halde, propaganda çabuk neticeler elde etmeğe bakar. Eğitim halka nasıl, propaganda ise neler düşünmesi gerektiğini söyler. Eğitimci şahsi sorumluluğu geliştirmeye uğraşır, propagandacı kitlesel etki yaratmaya gayret eder. Eğitimci muhakeme ister, propagandacı icraat ve hareket oluşumuna çalışır. Propagandanın, muhakeme kabiliyetine baş vurmaksızın, öğretmeden ve yetiştirmeden, sırf ikna yoluyla inandırıp bir fikri kabul ettirmek istemesi onu bir bakıma eğitimin karşıtı durumuna sokar.
"Propagandanın amacı ise veriler kısmi ya da tamam olsun bir bireyin belirli bir yargıya varmasını temin etmek veyahut O'nu, verilere fazlaca dikkat göstermeksizin, belirli sonuçlara balıklama atlamaya yöneltecek tutumlar oluşturmaktır."
Hitler "halkın büyük çoğunluğu o derece kadınsı bir eğilim, bir ruh durumu içinde ki, kanılarına ve eylemlerine, salt düşünceden çok, duyuları üzerinde yaratılan izlenimler yön verıyor" demektedir.
Propaganda ticari değil, siyasi bir amaç gütmesiyle reklamdan ayrılır. Reklam özel bir ürünü pazarlamaya yöneliktir. Propaganda ise çoğu zaman davranışlarda, ruhsal durumlarda, hatta din ya da siyaset ile ilgili
kanılarda değişikliğe yol açan inançlar esinler ve bunları ikna yoluyla benimsetir.