İnsanın yaradılıştan yapıcılığa, onu şuurlu olarak gayesine ulaştıracak bir mühendisliğe, yani daima nereye doğru olursa olsun kendine yol açmaya mahkûm edilmiş bir mahlûk olduğunu kabul ederim. Kim bilir, belki de sırf bu yol açma mecburiyeti yüzünden arada başka yönlere sapmak isteği duyar
İnsan kendi kendine karşı tamamıyla samimi olabilir mi? Sırası geldiği için söyleyeyim; Heine inandırıcı bir otobi-yografi yazmanın hemen hemen imkânsız olduğu, insanın kendisi hakkında mutlaka birtakım yalanlar uyduracağı id-diasındadır
Ama insanoğlu hercai gönüllü, yakı-şıksız bir yaratıktır ve (satrançta olduğu gibi) tek istediği de hedefin kendisi değil, ona varmak çabasıdır. Ayrıca, kim bilebilir (bunun öyle olduğunu söylemek olanaksız-dır), insanoğlunun yeryüzünde yöneldiği tek hedef belki de, amaca ulaşmak için harcadığı bu sürekli çaba; başka bir deyişle de (gerçekte iki kere iki dört gibi bir şey, yani bir formül olsa gerek), amaca varmak değil, yalnızca ya-şamın kendisidir. Ayrıca, iki kere iki dört yaşamın değil, ölümün başlangıcıdır baylar.