Diğer taraftan kâinatta vuku bulan her bir olayın gerçek yaratıcısının Yüce Allah olduğu bilincini daima şuurlarımızda canlı tutar. Meydana gelen olaylardan olumsuz olarak etkilenmekten, aşırı üzüntüye düşmekten kurtarır.
Kendini gerçekleştiren yaratıcılık sorunlarımızdan etkilenmeksizin hayatın tüm yönlerine gün ışığı gibi yayılır. Her yöne etki eder, gelişime açık her şeyin gelişimiesini sağlar. Ne yazık ki gelişme kapalı yerlerde bu kapasite tamamen boşa gider.
Bu ismin kula tecellisi onun kendi şerefinin farkına varmasını sağlar. Kul, yarattıklarından hiçbirine karşı kendisine bir üstünlük göstermediğinde Allahu Teala onun mütekebbir isminin mahzarı yapar. İşte e asıl büyüklük budur. İnsan bu sayede kendi gibi varlıkları yücelterek şirke düşmekten korunmuş olur.
Gazali'ye göre, kullardan bu resime layık olan kişi başkalarına uymaktan kendisine uyulma derecesine yükselen kişidir. Çevresinde mevki sahibidir. İnsanlardan faydalanmak yerine onlara faydalı olan, kendisi kimsenin tesiri altında kalmayan ama sözü herkese tesir eden, herkes tarafından sevilen, görüldüğünde bir daha görülmek istenen, her hususta kendisine hayran olunan, onunla yarışmanın imkansızlığı kabul edilen kişidir. Bu mevki de tam anlamıyla ancak insanlığın önderi Hz. Muhammed'e (sas) nasip olmuştur.