Gök kararıp sessizlik semayı sarınca,
Yedi kudret yakamdan tutup sarınca,
Ziyan olmuş geçmişe dönüp bakarım:
Yedi ırmaktan akan su hürmetine
Sükûta dalar, düşünürüm.
Riyalar üstüne kurulu hayatta
Bin parçaya bölünüp savaşırım.
Acizim, yalnızlığın evvelinde
Yine de durmadan direnirim.
Gök kararıp gürültü yüreğimi sarınca,
Gözlerimdeki buluttan yaşlar akınca,
Bir an karaya düşmemek için,
Ağıt yakmamak, siyahlara bürünmemek için
Geçerim, ıslanırım yağmurların altında.
Rahmettir bunca zaman yağan
Bir korkuya kapılıp da kaçmam.
İşte ey gafil insan!
Bu Hâkim-i Hakem-i Hakîm-i Zülcelali Velcemal, sana karşı kendisini her bir mahlukuyla böyle hadsiz ve parlak tarzlarda tanıttırmak ve sevdirmek istediği halde, sen onun tanıttırmasına karşı imanla tanımazsan ve onun sevdirmesine mukabil ubudiyetinle kendini ona sevdirmezsen ne derece hadsiz muzaaf bir cehalet, bir hasaret olduğunu bil, ayıl!..
Başını tabiat bataklığından çıkar, arkana bak; zerrattan, seyyarata kadar bütün mevcudat, ayrı ayrı lisanlarla onun vücuduna şehadet ettikleri ve parmaklarıyla işaret ettikleri bir Sâni'-i Zülcelal'i gör..
Ve o sarayı yapan ve o defterde sarayın programını yazan Nakkaş-ı Ezelî'nin cilvesini müşahede et, fermanına bak, Kur'anını dinle.. o hezeyanlardan kurtul!..