ne olduğumuzun bizi gerçekten ilgilendirmediğini, düşündüklerimizin, hissettiklerimizin hep bir tercüme olduğunu, istediğimiz şeyleri gerçek anlamda istemediğimizi ve belki zaten kimsenin istemediğini – anbean bunları bilmek, her duyguda bütün bunları hissetmek, bu değil midir kendini kendi ruhuna yabancı hissetmek, kendi duygularında sürgünlük çekmek?
hepimiz isimsiz, birbirimize uzak yaşıyoruz; başka kılıklar altında birer yabancı olarak acı çekiyoruz. ne var ki bazıları bir varlıkla kendisi arasındaki bu mesafenin hiç farkına varmaz; kimileri mesafeyi ancak korkulu, acılı anlarda, sınırsız bir şimşeğin aydınlığında görür; kimileri içinse ömürleri boyunca değişmeyecek ıstıraplı, gündelik bir şeydir bu.
herhangi bir şeyi arzulamamla gözümün önünde ölmesi bir oluyor. oysa kaderim, herhangi bir şeyi öldürmek için en ufak bir güce sahip değil. onun tek zayıflığı, bana karşı ölümcül olmak.