"Aklımızla hayat arasında arabuluculuk eden "uyum perisi" nin bir gün dalgınlığı tutar ve göğüs kafesimizin tehlikeli kapısı aralanır. Orada şimdiye kadar hiç rahatsız edilmeden kendi çarpıntısını dinleyen kalp ,başka bir kalbin atışlarını duymaya başlar..."
Büyükler tanımlarını yitirmişlerdi çocuklar ölünce.
Her şeye eşya hallerinin değil madde hallerinin adı deniyordu bu yüzden.
Masaya tahta.
Tabancaya çelik.
Kurşuna yağmur.
Yüzbinlerce insan üzerine doluştukları toprak parçasını çirkinleştirmek için var güçleri ile uğraşsalar da, orada hiçbir şey yeşermesin diye her yana beton döküp filizlenen her bitkiyi kökünden koparmış, havayı kömür ve petrol yakarak alabildiğine kirletmiş, çevredeki tüm ağaçları kesmiş, tüm dört ayaklıları, kuşları kovmuş olsalar da, ilkbahar yine ilkbahardı.