hiç kimse aşk dolu gözlerle toprağa bakmadı.
hiç kimse bahçenin görünümüne tutkun olmadı.
hiç kimse bahçedeki küçük kargayı ciddiye almadı.
kederliyim; bir bulut gibi.
gitmeliyim bu gece.
sadece yalnızlık gömleğimin sığacağı valizi
alıp gitmeliyim, bu gece.
yaşlı çınarların olduğu bir yere gitmeliyim.
yine birisi beni çağırdı: sohrab!
ayakkabılarım nerede?”
"ama olmadı
güvercinler yüz yüze oturamadı
ve gitti hiçliğin kıyısına kadar
ışıkların sabrının arkasına uzandı
ve hiç düşünmedi
biz, kapıların perişan telaffuzunda
bir elmayı ısırmak için
ne denli yalnız kaldık."
"Evet,
Yaşamak gerek, bir şakayığın soluğu kadar.
Yüreğimde bir şey var, ışık ormanı gibi,
Sabah uykusu sanki, ve öyle sabırsızım ki,
Koşmak istiyorum, bozkırın sonuna doğru,
dağın zirvesine doğru.
Uzaklardan şarkı sesi geliyor,
Beni çağırıyor"