Kendisini dalgaların yabancı bir sahile vurduğu kazazede bir şaire benzetiyordu. İçi güzelliğin gücü ile dolu ve bu yeni ülkedeki kardeşlerinin kaba lisanıyla kekeleyerek ve dili sürçerek nafile yere dizeler okumaya çalışan biri gibiydi
Gündüz çalışıp gece okula gitmiş, çalışmaktan gezip eğlenmeye vakit ayırmamış, güzel vakit geçirmemiş, üstelik de güzel vakit geçirmenin nasıl bir şey olduğunu bile öğrenememiş biri... O otuz bin dolar şimdi gelse ne olur, gelmese ne olur...