nurefşan

nurefşan
@etdoner
Ama şu an yaşadığımız dünya gerçek; sadece zenginlikler değil, yoksulluklar da gerçek. Açlıktan ölen çocuklar gerçek hastalıklar gerçek, savaşlar gerçek, giderek daha mutsuz olan insanlık gerçek. Yeryüzünün her sabahında insanlar gözlerini böyle bir hayata açarken, bunca acımasızlık, bunca yoksulluk, bunca umutsuzluk varken, perdenin öteki tarafındaki cenneti düşünerek yaşamayı ben kendime yediremiyorum Karen. Böyle bir cennet olsa bile kendime yediremiyorum. Ben iyiliği, sadece iyilik olsun diye yapmayı seviyorum, kötülükten kaçınmayı, kötü olmadığım için yapmayı istiyorum. İyi olduğumda birinin bana ödül vermesi ya da kötü olduğumda birinin beni cezalandırılmasından korktuğumdan değil. İyi olmak için bir efendiye ihtiyacımız yok kızım. İyilik de kötülük de içimizde, bizimle beraber doğdu, bizimle birlikte yok olacak. Önemli olan yaşarken neyi seçtiğin, hem de cennet ödülü ya da cehennem cezası olmadan. Hem de ölüp gideceğini bile bile. Perdenin ötesi diye bir yer olmadığının farkında olarak. Üstelik senden sonra gelecekleri hiç kıskanmadan, üstelik biz görmesek de onlar daha mutlu olsun diye çabalayarak. Benim payıma düşen de buymuş, teşekkürler hayat diyerek. Bence yaşamak bu kadar basit, aynı zamanda bu kadar güzel, bu kadar heyecan verici. Bütün mesele sahiden alçakgönüllü olabilmekte."
Sayfa 364
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
"Yeni bir hayat kurmaktan söz eden kim? Var olanı anlayayım bana yeter." "Anlamak için kötü olmaya ihtiyacımız yok." "Var" dedi kesin bir ifadeyle. "Kötülüğün olmadığı bir yerde iyiliğin değeri bilinmez. Ve ne varsa hepsi içimizde. Celaleddin şu sözlerle anlatır bu hali. "Bazen melekler kıskanır masumiyetimizi /bazen kötülüğümüzü görür de kaçacak yer arar şeytan. Hayat şekle sokulamaz; nefes hapsedilemez, istek bağlanamaz, nefs hiçbir zaman tümüyle öldürülemez. İyi mi yararlıdır, yoksa kötü mü, her zaman bilinemez. Gün gelir bir kötülük, bin iyilikten daha faydalı olur."
Sayfa 309
"Onu söylemiyorum. Sen o zaman kırk beşinde olacaksın. Yani çocuk doğurma çağın çoktan geçmiş olacak. Ama o siyahi beyefendinin isterse otuzlarındaki yeni sevgilisiyle, isterse başka bir kadınla bu işi yapmak için bol bol zamanı olacak. Hayat, kadınlara acımasız davranıyor Karen, artık bunu anla. Sadece hayat değil, erkekler de acımasız davranır. Bulunduğun şehrin altmış kilometre uzağında Çatalhöyük diye bir yer var. Konya'ya ikinci gelişimde babanla gitmiştik. On bin yıllık bir yerleşim birimi. Belki de yeryüzünde insanların yerleşik yaşamaya başladığı ilk yer. İşte o Çatalhöyük'te on bin yıl önce tanrılar kadındı. Ana tanrıçalar hükmediyordu dünyaya. Ama sonra ne oldu? Erkekler dünyayı ele geçirdi. Tabii tanrıların cinsiyeti de değişmeye başladı. Babillilerin Marduk'u, Yunanlıların Zeus'u, İbrahim'in tanrısı, İsa Mesih'in babası, Muhammed Peygamber'in Allah'ı, hepsi erkek oldu. Oysa daha önce Sümerler de İnanna, Babil'de İştar, Mısır'da İsis, Hititlerde Hepat vardı. İnsanların yazgılanırı belirleyen bu tanrıçalardı, onlar bereketin, servetin, mutluluğun, doğurganlığın, gizemin yani yaşamın simgeleriydi. Son on bin yılda erkekler bunları aldılar elimizden ama hâlâ alamayacakları bir yeteneğimiz var, doğurganlık. Bir insanı dünyaya getirmek ayrıcalığı. Tabii biyolojik saati geçirmemek şartıyla. Eğer geç kalırsak erkeklerin yapamayacağı şeyi bu kez doğa yapacak. Ve sen istesen de doğuramayacaksın.
Sayfa 296
"Bir çocuğa beden verebilirsin ama onun kalbine, ruhuna tesir edemezsin. Herkes kendi hayatını yaşar, herkes kendini yaratır. Ama insanı, kendisine götüren köprü çok incedir, çok dar. Bir tek kendisinin geçmesine izin verir. Kan bağı bir imtiyaz değildir bu yolculukta. Aksine çoğu zaman aşılması zorlu bir engeldir, kırılması imkânsız kalın halkalardan oluşmuş bir zincir. İnsanın elini kolunu öyle bir bağlar ki, hiçbir zaman kurtulamazsın."
Sayfa 255