Böyle jestlerin kıymetini hangi aşık takdir etmemiştir? Aklımızı başımızdan alan şey sevgilimizin bize kendisini teslim edişi değildir. Bundan önce gelen bu baş çözüşler, bu manto çıkarışlar, bu, sanki artık bir daha sizin hareminizden ayrılmıyacaklarmış gibi yerleşip oturuş larıdır.
Sıcak hava akımına kapılmış bir yaprak gibi, yukarıya doğru titreyerek yükseliyorum. Bedenimdeki tüm atomlar son sürat birbirinden uzaklaşıyor. Giderek hafifliyorum, yoğunluğum azalıyor ve genişliyorum... Genişliyorum... Dışarıya, güneşin içine doğru infilak ediyorum. Ben geniş leyen bir evrenim, yukarıdaki sessiz denizde yüzüyorum. Önce küçücüğüm, sonra odayı, binayı, şehri, ülkeyi be denimin içine alıyorum. Aşağıya baktığım vakit dünyanın görüntüsünü gizleyen gölgemi görebileceğimi bildiğim ana kadar genişlemeyi sürdürüyorum.
Öncelikle kitabın daha yarısında iken bunları yazmasaydım unuturdum. Çünkü şu zamanlara kadar unuttuğum gibi. Çünkü insanım ben.
Cahilliği ve tek düze hayatı tercih eden , azınlıkların arasından sıyrılmış isen cahillerin gözünde bir deliden farkın yoktur. Çünkü cahil kendisinden daha da cahile kendisini akıllı gibi gösterir.
Biraz sivri , biraz onlardan farklı olduğun ortaya çıksın , sevilmez bir insana dönüştürürler.
Bazen düşüncelerimizi ve eylemlerimizi kasıtlı olarak belli etmemeyi , gizlemeyi öğrenmeliyiz. Hani coğrafya kaderdi ya , en azından azınlıkta olan cahillerin arasında bunu sergilemek bizi mental anlamda daha da az yoracaktır .Bazen ağzımıza mühür vurup gözlerimizi kapatmalıyız. İşte gözümüzün kapandığı karanlık bir odada en ufak ışık haznesi bize rüya gibi gelir. Ama ama amma velakin ; “Ben kör doğmuş ama ışığı görmesine izin verilmiş insanım.”
Cahil köpek keşke sende gayret göstersen.