Puan vermedi·152 syf.··
2018 39. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2018 21:10
Fransız gazeteci Cécile Lestienne bu kitapta paleantropolog Pascal Picq,dilbilimci ve dillerin evrimi konusunda uzman Laurent Sagart ve en ilginci ise bebek dili incelemesi uzmanı Chislaine Dehaene ile yaptığı söyleşilerde dilin neden var olduğu ve kökeninin ne olduğu konusuna cevap bulmaya çalışıyor. İlk bölümde paleantropolog Pascal Picq dilin kökenini öncelikle hayvanlarda arıyor: hayvanların iletişim kurduğu açık ama o iletişimi kurmaya yarayan "dil" ile insan dili hangi noktalarda benzeşiyor ve hangi noktalarda ayrılıyor? Hayvanlar kendi türlerinin ait olduğu ekosistem içerisinde birbirleriyle iletişim hâlindeler ve etholoji bilimi hayvan davranışına dair giderek daha fazla gözlem sunsa bile hayvan dilinin kendine özgülüğünün tür sınırlarının ötesine fazla geçemediği de görülüyor. Paleoantropolog bu ilk kısımda hem etholojinin gözlemlerinden örnekler veriyor hem de köken konusunda insanın atalarına dek uzanıyor. Cevabı aranan soru ise dilin genetik bir temelinin olup olmadığı? Dilyetisi, yani karmaşık konuşma sistemleri içerisinde dil kullanabilme özelliğinin genetik bir tek açıklaması var mı? Herşeyi tek bir sebeple açıklamak yerine birden fazla sebebin birbiriyle ilişkisi içerisinde farklı oranlarda bu olgunun var olmasına ne ölçüde katkıda bulunduğunun peşine düşmek gerektiğinden söz ediyor Picq: meselâ tek bir gen değil, birçok gen söz konusu olabilir dilin gelişmesinde. Bilim adamı daha bir çok noktayı bir araya getirerek önümüze üzerine düşünmek için seçenekler ve ipuçları koyuyor. İkinci bölümde dilbilimci Laurent Sagart insanın anadili ne olmuş olabilir diye sorarak başlıyor, aynen Picq gibi konuyu homo sapiens ve öncesine götürerek fikirler öne sürüyor, bir yandan da dillerin karmaşık gelişmeler göstermesinde küresel ölçekte toplumsal dönüşümlerin
Dilin En Güzel TarihiPascal Picq · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2013205 okunma
9/10
·208 syf.··
2018 18. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2018 14:47
Maymunlar Gezegeni'nin en azından adının değişmiş olması iyi. Türkçeye hep Maymunlar Cehennemi olarak çevrildi diye biliyorum. İnsanlar açısından bakınca cehennem gibi gelmesi çok doğal, hele de kitaptaki hikâyeyi okurken cehennem kelimesini ben de düşündüm; ancak şu anda milyarlarca hayvanın şu dünyada maruz bırakıldıkları zulümleri düşününce birisi de İnsan Cehennemi diye bahsetse diyorum...ama bizler, hepimiz zaten biliyoruz bunu. İnsana ya da hayvana yapılanlar ısrarla varlığını sürdüren bir iyilik ve hatta bir cennet atmosferi yanında akla hayale gelmeyecek kötülüklerle de gezegenin döndüğünü hepimiz biliyoruz. Maymunlar Gezegeni iyi bir eser. Çok rahat okunuyor. Okuduğum diğer bilimkurgu kitaplarına kıyasla Ursula K. Le Guin'in kitaplarıyla uzaktan bir benzerlik taşıyor; ama o derinliği taşıdığını söyleyemeyiz. Rahat okunmasındaki en büyük etken ise kitabın bilimkurgunun bilim kısmını büyük ölçüde es geçmesi, örneğin Asimov ya da Arthur C. Clarke gibi bir bilimsel ikna ya da yapı kurma çabasını burada görmüyoruz. Maymunlar Gezegeni daha çok bir macera kitabı gibi; iyi ve kötüleri temsil eden ve fazla derinleşemeyen karakterler rollerini oynuyor ve kitabın rahatça okunmasını sağlıyorlar. Yazar belki kitabı daha uzun tutmalıydı, bir seri gibi birkaç kitaplık bir seri haline getirmeliydi belki de; zira konunun ilginçliği gerçekten de bu seçeneği gerektiriyor bence. Maymunlar Gezegeni, elbette insan türüne, insan zekâsına, insan uygarlığına bir güzelleme, bir övgü ve yüceltme çabası. Kitabın son kısımlarında ortaya çıkan bilgilerle bu mesajını daha da net ortaya koyuyor yazar. Kitabın filme kıyasla çok daha güzel ve etkileyici finali bile bu mesajı ortadan kaldıramıyor. 21. yüzyılın en önemli ilerici adımlarından birisi aslında dünyayla ilgili bilgilerin artması
Maymunlar GezegeniPierre Boulle · İthaki Yayınları · 20186,7bin okunma