Maymunlar Gezegeni'nin en azından adının değişmiş olması iyi. Türkçeye hep Maymunlar Cehennemi olarak çevrildi diye biliyorum. İnsanlar açısından bakınca cehennem gibi gelmesi çok doğal, hele de kitaptaki hikâyeyi okurken cehennem kelimesini ben de düşündüm; ancak şu anda milyarlarca hayvanın şu dünyada maruz bırakıldıkları zulümleri düşününce birisi de İnsan Cehennemi diye bahsetse diyorum...ama bizler, hepimiz zaten biliyoruz bunu. İnsana ya da hayvana yapılanlar ısrarla varlığını sürdüren bir iyilik ve hatta bir cennet atmosferi yanında akla hayale gelmeyecek kötülüklerle de gezegenin döndüğünü hepimiz biliyoruz.
Maymunlar Gezegeni iyi bir eser. Çok rahat okunuyor. Okuduğum diğer bilimkurgu kitaplarına kıyasla Ursula K. Le Guin'in kitaplarıyla uzaktan bir benzerlik taşıyor; ama o derinliği taşıdığını söyleyemeyiz. Rahat okunmasındaki en büyük etken ise kitabın bilimkurgunun bilim kısmını büyük ölçüde es geçmesi, örneğin Asimov ya da Arthur C. Clarke gibi bir bilimsel ikna ya da yapı kurma çabasını burada görmüyoruz. Maymunlar Gezegeni daha çok bir macera kitabı gibi; iyi ve kötüleri temsil eden ve fazla derinleşemeyen karakterler rollerini oynuyor ve kitabın rahatça okunmasını sağlıyorlar. Yazar belki kitabı daha uzun tutmalıydı, bir seri gibi birkaç kitaplık bir seri haline getirmeliydi belki de; zira konunun ilginçliği gerçekten de bu seçeneği gerektiriyor bence.
Maymunlar Gezegeni, elbette insan türüne, insan zekâsına, insan uygarlığına bir güzelleme, bir övgü ve yüceltme çabası. Kitabın son kısımlarında ortaya çıkan bilgilerle bu mesajını daha da net ortaya koyuyor yazar. Kitabın filme kıyasla çok daha güzel ve etkileyici finali bile bu mesajı ortadan kaldıramıyor.
21. yüzyılın en önemli ilerici adımlarından birisi aslında dünyayla ilgili bilgilerin artması