esra özen

Puan vermedi·176 syf.··
2026 24. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 25 Mart 2026 12:43
Soluğun Mucizesi’nden sonra ikinci Sotakis kitabım ve sanırım yeni yazarımı buldum. Bir kaç kitabı daha var dilimize çevrilmiş, yenileri de gelecektir.. yazarımız genç. Dimitris Sotakis ismi öncelikle sinema alanında dillendirilen Yunan Tuhaf Dalgası (Greek Weird Wave) anlayışıyla birlikte anılıyor. Biraz açıklamıştım buraya ama fazla uzadı mevzu, sildim. Okuduğum iki romanda da kahramanlarımız kendilerini bile isteye tuhaf durumların içersine hapsediyor. Okur sinir krizleri geçirirken kahramanlarımız sıkıştıkları cendereden kurtulma isteği taşımıyorlar pek; inkar gibi biraz. Varlıklı ama mutsuz hatta depresif kahramanımız amcasının ölümüyle işsiz kalan hizmetkarı Marios’u işe alıyor. Süper Mario gibi becerikli biri, isim de bilinçli bir tercih gibi. Hayatına bir düzen geliyor; ilişkileri tam bir efendi-köle düzeninde.. Sanal ortamda bir kız arkadaş da (Anna) buluyor kendine, hayat mükemmel. Derken işler değişmeye ve olaylar raydan çıkmaya başlıyor. İlerleyiş öngörülebilir. Kitap akıcı, kısa sürede okunabilir ama bitirdiğimden beri düşünüyorum. Özellikle bitiş cümlesi epey oyalayacak gibi, pek çok faklı çıkarımım olsa da başkalarının görüşlerini de merak ediyorum; araştıracağım bir süre. Türkçe’de az sayıda kitabı olan Kobo Abe tarzını anımsattı bana. Benzer kimlik bunalımları, sıkışıp kalma ama çıkmama gibi insanı bunaltan atmosferler. Abe özleyip gelmeyeceğini bilenler için alternatif olabilir Sotakis. Çevirisi çok iyi; Fulya Aktüre tarafından yapılmış. Ayşegül Utku Günaydın editörlüğünde Delidolu yayınlarından çıkmış, 176 sayfa. Bu arada gördüğüm en doyurucu ‘labirent’ hissi bu kitapta çıktı karşıma.
Büyük HizmetkarDimitris Sotakis · DeliDolu Yayınları · 202266 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·128 syf.··
2025 103. kitabı
Bir Kol Hikayesi ile tanıyıp peşine düştüğüm Perulu yazar Ricardo Sumalavia’dan okuduğum ikinci kitap. Yazar ilginç gerçekten. Kitabımız yaklaşık 10 sayfalık bir dedektiflik öyküsüyle başlıyor. İtalik yazı karakterleri kullanılarak yazılmış bu bölümde, bazı nedenlerle istifaya zorlanmış eski polis, şimdilerde ise genellikle eşler arası sorunlarla ilgilenen yeni dedektif Apolo’nun karşılaştığı bir vaka anlatılıyor. Apolo’nun başına gelen kitap kapağında mükemmel ifade edilmiş. Yazar sonraki bölüme kendisini (ya da anlatıcıyı) bu öyküyü yazmaya iten nedeni anlatarak başlıyor ve bazı ayrıntıları özellikle de öyküde yer alan karakterleri seçme süreçlerini detaylandırıyor.. ama ne detaylandırma. Bu arada toplam 12 seans olmak üzere başka bir hikaye karışıyor araya, seanslar bir kaç cümleler halinde aralara serpiştirilmiş. Yine italik yazılmış bir bölümle son buluyor. Başı sonu belli olay örgüsü severler için uygun olmayabilir kitap. Edebi türler arası geçişler, otobiyografik izler, edebiyat ve sanat üzerine düşünceler içeren deneysel, üstkurmaca, biraz da polisiye bir metin. Çok sevdim. Kitap kapağı da ilginç. Sandalyede oturan adam ilk bakışta fark edilmiyor. Dikkatli bakıldığında ve elle yoklandığında anlaşılıyor. Mükemmel bir Hamdi Akçay tasarımı.
Beden KaçarkenRicardo Sumalavia · Holden Kitap · 2024140 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2025 102. kitabı
O Gece Gördüm Onu, II. Dünya Savaşı sırasında Slovenya’da geçiyor. Arka kapakta bir aşk hikayesi olduğu yazıyor ama aşk hikayesi kitabın odağında değil (Dedalus özensizliği diyelim). Kitabın odağında savaşın ortasında insan kalmaya çalışan bir çiftin trajedisi özellikle de Veronika var. Zengin ve ayrıcalıklı bir hayat süren Veronika ve Leo Zarnik, bir yandan bazı Almanlarla politik olmayan, daha çok dostane ilişkiler içindeler, diğer yandan da gizlice partizanlara yardım ediyorlar. Özellikle Veronika savaşı anlamlandıramayan, hayatından uzak tutan, hayat dolu, biraz deli dolu bir kişilik. Çift bir yılbaşı gecesi ortadan kaynoluyor. Yazar beş farklı kişinin tanıklığıyla olayları çiftin kaybolduğu geceye kadar getiriyor. Bir kurgu olarak çok başarılı buldum kitabı. Siyaset yapmadan politik bir eser ortaya çıkarmış yazar. Onca gümbürtünün ortasında sessiz üstelik. Savaşın tarafları var ama okur herhangi bir tarafa yönlendirilmiyor. Şiddete karşı sessiz bir protesto gibi, şiddet anlatılmıyor ama fena halde hissediliyor. Kitap bittikten sonra hikayenin tarihsel bir esin kaynağı olduğu öğrendim. Kurgusal Veronika ve Leo çifti aslında Rado ve Ksenija Hribar çiftiymiş. Biraz araştırma yaptım, büyük paralellik var kurgu ve gerçek arasında. Yazar isimleri değiştirerek belgesel değil, ahlaki - insani bir roman yazdığını vurguluyor bu arada. Kitap yayınlandığında Slovenya’da sağ-sol gerilimine neden olmuş, politik bir kırılma noktası olmuş gibi. Resmi tarih sorgulanmaya başlamış, tabu kırılmış. Derin mevzu, araştırılabilir. Kitap Avrupa Birliği Edebiyat Ödülünü ve Fransa’da En İyi Yabancı Kitap ödülünü almış. Gerçeklere dayandığını hissettirmeyen çok iyi bir kurgu.
O Gece Gördüm OnuDrago Jancar · Dedalus Yayınları · 2019281 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2025 82. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Kasım 2025 00:59
Bu yıl okuduğum en zor kitaptı diyebilirim. Nedenini anlatacağım.. önce konusu.. Meksika’nın yoksul bir köyünde “Cadı” olarak adlandırlılan birinin cesedi bulunuyor, korkunç bir halde. Roman bu cinayet çevresinde dönüyor ancak odak noktasında cinayete karışan ya da tanıklık edenlerin hayatları var ve hikayeyi onlardan dinliyoruz. Dinlemediğimiz iki kişi var; katil ve maktül. Anlatıcılara güvenmek, empati kurmak ya da sempati duymak zor. Anlatıcılara güvenemeyeceğimizin en görünür nedeni, maktulün cinsiyetini öğrenememiş olmamız. Zorluk bu noktada başlıyor. Yeraltı edebiyatının sınırlarında dolaşan ama tam olarak oraya da sığdıramayacağımız bir roman. Şiddet, cinsellik, yoksulluk, işsizlik, devlet kurumları da dahil olmak üzere yozlaşma temaları var merkezde. Karakterler seks işçileri, yoksul köylüler, queer bireyler, suçlular, bağımlılar gibi toplum kenarına itilmiş insanlar. Yeraltının olmazsa olmazları bir arada olsa da kitabı oradan ayıran toplumsal gerçekçi, hatta aşırı-gerçekçi bir tarzı da var. Meksika’nın başına gelmiş, bizdekine benzer bir yozlaşma deşifre edilmiş bu kitapla. Roman neredeyse hiç nokta kullanılmadan yazılmış uzun ve kesintisiz cümlelerle ilerliyor. Koştura koştura okuyorsunuz çünkü sizi durduran nokta işaretleri yok. Bu kesintisiz cümlelerde bağlantıyı kurmak da zor; günlük hayatta sosyal medyada ya da gündüz kuşağı programlarında tanıklık edilebilir bu tarz konuşma alışkanlıklarına. Çok ilginç bir tercih yazarınki; iki lafı bir araya getiremeyen, dili filtresiz insanların ağzından bizlere aktarırken olayları, dillerini olduğu gibi korumuş. Kitabın dili son derece rahatsız edici, sansürsüz. Çevirmen İdil Dündar müthiş bir iş çıkarmış, bu rahatsız edici üslubu, üstelik yerelleştirerek aktarmış Türkçeye. Sağlam mide gerektiriyor. Bir kadının
Kasırga MevsimiFernanda Melchor · İthaki Yayınları · 2025208 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2025 80. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 30 Ekim 2025 14:39
“Sadece tek bir şey farklı olsaydı; mesela o ayakkabı bağcığı kopmasaydı, kamyon daha önce çekilseydi, dükkandaki kız sevgilisinden ayrılmasaydı ve paket hazır olsaydı, o adam alarmını kursaydı ve beş dakika önce kalkabilseydi, taksi şoförü kahve molası için durmasaydı, Paris’li kadın mantosunu unutmayıp taksiye daha önce binseydi, Daisy ve arkadaşı karşıdan karşıya geçebilecek ve o taksi ona çarpmayacaktı.” Alıntı ‘Benjamin Button’ın Tuhaf Hikayesi’ filminden.. çokça karşımıza çıkan kader sahnesinden. Brigitte Giraud Hızlı Yaşamak’da tam olarak böyle bir şey anlatıyor bize; yıllar boyu 1999 yılının haziran ayında bir kazada kaybettiği eşi Claude’u bu trajik sona götüren koşulları irdelemiş, araştırmış ‘eğer’lerle sorgulamış. Kendi yaşamlarımız üzerinde düşünürken hepimizin yaptığı gibi.. Otobiyografik olmasaydı ‘Kelebek Etkisi’ tarzında bir kurgu da olabilirmiş belki ama olay da yas süreci de gerçek. Çok seri okuyamadım fakat amacına ulaşmış bir kitap ve anlamlı bir veda olduğunu düşünüyorum. Yazar 2022 Goncourt Ödülünü almış bu kitabıyla.
Hızlı YaşamakBrigitte Giraud · İletişim Yayınları · 2023118 okunma