Popülizmin Çatlakları: Küresel Kriz Kıskacında Şirket Devlet Mantığı ve Amerikan Sağının İdeolojik Dönüşümü
Modern küresel siyaset, uzun süredir kitleleri peşinden sürükleyen hamasi söylemler ile arka kapılarda yürütülen soğuk ekonomik rasyonalite arasındaki en keskin yırtılmayı yaşamaktadır. Bu yarılmanın merkezinde, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump’ın iç piyasaya yönelik saldırgan popülizmi, yaklaşan ara seçimlerin yarattığı koltuk korkusu ve Silikon Vadisi sermayesinin devlet aygıtını içeriden dönüştürme arzusu yer almaktadır. Bir tarafta kitleleri manipüle eden bir emlakçı refleksi, diğer tarafta ise toplumsal sözleşmeyi tamamen yırtıp atmayı hedefleyen teknokratik bir akıl bulunmaktadır. Sahada darmadağın olan küresel realitenin retorikle kurtarılmaya çalışıldığı bu süreç, müttefiklik ilişkilerinin sıfırlandığı ve diplomatik kurbanların seçildiği yeni bir hayatta kalma tüneline işaret etmektedir.
Bu sıkışmışlığın ilk ve en gürültülü yansıması, uluslararası ittifakların zemininde kendisini göstermektedir. Trump’ın İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’yi hedef alan ve bir fotoğraf talebi üzerinden şekillenen hırçın polemiği, sıradan bir liderler atışması değildir. Bu kavga, Avrupa sağının küresel sistem içindeki konumu ile müttefikleri maliyet odaklı gören Amerikan izolasyonizmi arasındaki derin jeopolitik çatlağı ele vermektedir. Meloni, Avrupa’da milliyetçi bir çizgiyi temsil etmesine rağmen, geleneksel ittifak yapısına sadık kalarak müttefikleri satan bu pervasız çizgiye direnmektedir. Trump ise bu kurumsal direnişi kişiselleştirerek müttefiklerini birer ortak değil, fotoğraf dilenen asalaklar olarak kurgulamaktadır. Bu üstenci dil karşısında İtalya Dışişleri Bakanının resmi ziyaretini iptal etmesi, Avrupa’nın artık bu şantajcı üsluba karşı açıkça