conrad, nostro-mo'da, her yürekte, olup bitenlerin gerçek hikâyesini oturup ilk ve son kez yazma arzusunun gizli olduğunu söyler. beni anılarımı yazmaya iten şey de bu kesinlikle; tıpkı bir gün hayatımdaki asli bir varlığa çok ama çok önemli bir şeyi bir kez daha iletme arzusuyla kendimi ölmüş anneme bir mektup yazarken bulduğumda olduğu gibi. "yazar," der adomo,
"bir ev kurar metninde... artık bir yurdu kalmamış kişi için yaşanacak bir yer olur yazı... (ama) kişi, kendine acıma duygusuna yenik düşmemek için bir teknik zorunluluğa da dikkat etmelidir: zihinsel gerilimin gevşeme olasılığına karşı her zaman uyanık olmak ve yapıtın üzerinde kabuk bağlamaya veya hedefsizce oraya buraya sürüklenmeye başlamış her şeyi atmak -üstelik, şimdi yavan ve cansız biçimde ortalıkta dolaşan bu artıkların geçmişte, bir tatlı dedikodu gibi, büyümeyi kolaylaştıran o sıcak atmosferi beslemiş olduğunu bile bile. sonunda, yazara kendi yazılarında bile yaşanacak yer kalmamıştır."
insan olsa olsa geçici bir tatmine ulaşabilir ki o da hızla şüphenin ve metni içinde yaşanılmaz kılan bir yeniden yazma ve yeniden yapma ihtiyacının pususuna düşer. yine de bu, kendinden memnun olma uykusundan ve ölümün nihailiğinden evladır.