son senelerde kendi edebiyatımızla alakamızın şekli o dereceye gelmiştir ki, bir muharririmizden biraz daha genişçe bir şekilde bahsedebilmemiz için zavallının ölmüş olması lâzım gelir.
tenkidin mersiye ile yürüdüğü yegâne sanat hayatı bizimkidir.
tolstoy, uzun zaman bir fransız muharririnden her sabah tercüme yaparmış; sırf onun sanatını kavrayabilsin diye. o hâlde bizim romancıları, garplıları okumak ve onların tesiri altında kalmakla neye itham ediyoruz? tesir etmeyen, iz bırakmayan okumak neye yarar?
"insan kendisine ilave etmek için okur, unutayım diye değil."