Yaşayan üzülüyordu. Hayat en güçlü bağları, en derin aşkları bile işleyerek, en ateşli ilgileri bile söndürerek her şeyi kemiriyor, kemiriyor, kemiriyordu.
Akıllı bir insan her şeye gülmesini bilendir. Hayatta en birinci maharet budur. Olur olmaz şeylere kederlenen, anlamsız zırvalara hiddetlenen, hayatını boş yere zehirlemiş olur. Dört buçuk günlük ömrümüzün böyle uğraşmaya ne değeri var? Dünyaya didişmek, hırlaşmak için mi geldik?
Evet, gerçi dünyada neşe ve gülme vardır fakat yüz bin kat fazla can sıkıntısı ve keder de vardır. Ne kadar sevinç varsa yüz bin kat fazla elem de var, bu kesin!
Dünyada ciddiye alınacak hiçbir şey bulamadığım için ben de Fransızların söylediği gibi, 'Hayat ne büyük bir sahne ve bunu facia haline getirmek ne büyük bir budalalık!' sözünü onaylıyorum. Mümkün olmalı da insan gülmeli, yoksa...