Süleyman'ın çağı da, anlayan, bilen, duyan, kavrayan, sezen, fark eden insan ve uygarlık ruhu için, mutlak bir meseldir: Baharın bir gün biteceğini, günün döneceğini hiç unutmaması için, insanın ve uygarlığın...
Kendi kudretine tapan hiç bir kişinin unutamayacağı ve narsisizmle dolu hiç bir kavramın hesaba katmaktan yakasını kurtaramıyacağı kader ironisidir, Hazreti Musa'nın Firavun'un sarayında büyümesi.
Medeniyetler de bir çıkmaza, bir tıkanma noktasına geldi mi, realitenin en beklenmedik noktasından, medeniyet ideasının en yüce katıyla ilişkili bir sürprizi karşılayacak, değerlendirecek güçte olmalıdırlar.
Ölüp de tarihe gömülmemek için, ne denli incelirse incelsin, kentleşmenin ağlarıyla donanırsa donansın, uygarlığın uzağında ve yükseklerde de olsa, ödevlisini göndererek donmayı kıracak Filistin Dağları bulunmalıdır.