Yaşamda bir adım ilerledim, ama bir adım daha atmalıyım. İnsan hiçbir şey yapmadan duramaz, yoksa boşta kalır ve daha ne olduğunu anlamadan yaşam parmaklarının arasından akıp gider.
Bundan daha utanç verici bir şey olamaz nasıl olsa diye düşündüm, ayakkabılarımı çıkarmaya giriştim. Epey bir uğraştıktan sonra işimi bitirmiştim. "Gel de bak," dedim. Dilime söz geçiremez durumdaydım neredeyse. Ama Epsilon hiç kımıldamadan duruyordu, yeniden seslenmem gerekti. Kararsız adımlarla yürümeye başladı, dosdoğru havaya bakıyordu. "Aşağı bak," dedim yanıma geldiğinde. Gözlerini aşağı çevirip buzda bir kalp gibi duran atkımı gördüğünde çok heyecanlıydım. Kalbin ortasına ıslak eldivenlerim ve çoraplarımla dokuz sayısı çizmiştim. Ama elimde bu kadar çok sayıda yaşam yoktu, ya şimdi ya asla diye düşünüyordum. "Senin adın ne kadar uzunmuş," derken ayak parmaklarım donuyordu.