augustine

augustine
@evermore
mosaic broken hearts infj • she/her
10/10
·308 syf.··
Beğendi
·
2023 1. kitabı
"Tüm bunlarla nereye varacağız? Bize ne olacak? Bunlar gençlik günlerimizin sorularıydı ve yanıtları da ortaya çıkmıştı. Birbirimize varacaktık. Kendimiz olacaktık." ˚୨୧⋆。˚ ⋆ canım patti smith!! bütün kitap boyunca çocukluğundan gençlik yıllarına, chelsea oteli'nden coney adası'na, içerisindeki fotoğraflardan, resimlerden şiirlere, en küçük detayına kadar beni alıp sayfaların arasına hapsetti. tekrar tekrar okusam, ki daha bununla da yetinmeyip defalarca daha okuyacağımı biliyorum, doyamayacağım bir kitap. çocukluk, büyüme ağrıları ve kaçınılmaz sonun çöküşünden sonra yaşanan o hüzünlü ağırlık patti smith'in kaleminde akıp gidiyor. özellikle şarkılarını dinleyerek okumanızı tavsiye ederim, bir sürü playlist yapılmış spotify'da. başka bir dünya tamamiyle :") kitap dünyaca ünlü bir sanatçı olan patti smith'in yirmi yaşında bir genç kadınken yaşadığı yeri ve ailesini arkasında bırakıp new york'a, hayallerini ve kendini keşfetmeye çıktığı yolculukta robert mapplethorpe ile karşılaşıyor. daha ilk andan aralarında yalnızca ikisinin anlayıp konuşabildiği ortak ve özgün bir dil oluşuyor. kitabın geri kalanında da altmışların new york'unda sanatı tatmak değil, yaşamak için damarlarındaki kanın kaynadığı iki gencin yaşamına tanıklık ediyoruz :") ama kitap bu kadarla sınırlı değil. sayfaların arasında blue öyster cult, janis joplin, the rolling stones ve daha pek çok bildiğimiz isimlerin, grupların, politikanın, sınıf ayrımının, şöhretin, rock n roll'un ve şiirin ayırdığı katmanları da patti ve robert ile keşfediyoruz. neredeyse kitabın tamamını çizdim diyebilirim. kalbimi ısıtan, bana tebessüm ettiren, fazla yakın hissettirdiği için gözlerimi dolduran eşsiz bir eser. anlattıkça büyüsünü kaçırıyormuşum gibi hissediyorum ve aslında hiçbir zaman tam olarak anlatılabilecek bir
Edebiyat
Çoluk ÇocukPatti Smith · Domingo Yayınevi · 20152,432 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
·454 syf.··
Beğendi
·
2022 5. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2022 00:00
soluk soluğa okuduğum, durmaksızın bir sonraki sayfanın merakını ve heyecanını yaşadığım bir kitap oldu neptün'ün oğlu :") daha okumam gereken melez günlükleri ile birlikte dört kitap var ama buna rağmen serinin roma ayağında, percy ile başlayan inanılmaz bir serüvendi... daha ilk sayfayı açar açmaz büyük başlıklarla percy'nin adının yazılı olduğunu görünce oradan beni iyice kendine çekti kitap. jason, piper ve leo'yu da birinci kitapta çok severek okumuş olmama rağmen percy'i çok özlemiştim. bir de tabii "nerede" olduğunu, ne yaptığını kayıp kahraman boyunca merak etmemizin ve kitabın sonunda artık bununla alakalı bir sonuca varmış olmamızın hemen ardından neptün'ün oğlu'nda direkt onunla başlangıç yapmamız beni mutlu etti. elbette percy'nin başı beladan hiç eksik olur mu? savaşırken ya da bir canavardan kaçıp canını kurtarmaya çalışırken bile esprili dilinin eksik olmadığını hatırlatan, percy'i sevenlerin -en azından ben böyle düşünüyorum- yüzünde ufak bir tebessüm oluşturan bir cümleyle kitaba başlatıyor bizi: "Yılan saçlı kadınlar Percy'nin canını sıkmaya başlamıştı." percy bir süredir paçasını gorgonların pençelerinden kurtarabilmek adına kaçmakta. bu kaçış esnasında bir tünel ağzını ve girişinde silahlı bir biçimde bekleyen iki askeri fark eder. orası hakkında hiçbir fikre sahip olmamasına rağmen içinden bir ses percy'nin o tünelden içeri geçmesini söylemektedir. tabii bunu yapmak için de aniden yanında beliren yaşlı bir kadını sırtında taşıyarak ona yardım etmelidir. bu kadının kimliği ile birlikte, tünelin girişini koruyan iki askerin, yani hazel ve frank'in hayatında nasıl bir yer edineceklerinden habersiz olduğu kadar, kendisinin tünelden geçmeyi başarır başarmaz bir roma kampına giriş yapacağından da hayli bihaberdir. gaia'nın uyanmak adına güç topluyor
Neptün'ün OğluRick Riordan · Doğan Egmont Yayıncılık · 20192,881 okunma
6/10
·552 syf.··
2022 4. kitabı
bu evreni ne kadar çok sevdiğimi ve kitapları büyük bir keyifle okuduğumu söyleyerek başlamak istiyorum :") en yakın arkadaşım sayesinde başladım; benim için harry potter evreni ne ise en yakın arkadaşım için de rick riordan'ın yaratıcısı olduğu bu evren de aynısına tekabül ediyordu değer olarak. okumaya bu kadar çok geç kaldığım için üzülüyorum fakat geç olsun güç olmasın... son olimposlu'da okuduğumuz kıran kırana mücadele ve o büyük, toplu bir kıyımı ve felaketi andıran kronos'u yenen percy, annabeth ve kıvırcık'ın öyküsünden sonra sular duruldu sandık belki de ancak kötülük her daim baş göstermek için köşede bekliyor. kayıp kahraman da tam olarak bunun örneğini oluşturacak yeni bir serüvenin başlangıcını oluşturuyor diyebiliriz. hikâyemize jason adındaki karakterimizin hafıza kaybı yaşamasıyla başlıyoruz; nerede olduğunu, ne yapmakta olduğunu, kim olduğunu ve yanındaki piper ve leo'nun dahi onun için ne ifade ettiğini hatırlamıyor. neler olduğunu anlamaya çalıştığı o savunmasız zaman diliminde bir otobüsle çıktıkları okul gezisinde fırtına ruhlarının acımasız saldırısına uğramalarıyla iş çok daha tuhaf ve belki biraz da korkutucu bir hale bürünüyor jason için. hafızasında bir yere koyamadığı piper ve leo ile kendini melez kampı'nda bulduğunda "kayıp" bir kahraman olduğunu ve onun arandığını öğrenmelerinin yanı sıra, yine kaybolan Hera'yı bulmakla ve gigant Enkelados'u alt etmekle görevlendirilirler. ayrıca bu dünyadaki kimliklerini de tek tek keşfediyor, nelerle başa çıkabildiklerini görüyor ve kendileri hakkında çok daha fazla şey öğreniyorlar. bazı noktalarda bazı karakterlerin ufak tefek sırlarının onları birbirlerine görevde daha çok yakınlaştırdığını ve bağladığını da hissettiğim oldu doğrusu :") riordan percy jackson ve olimposlular serisinden alıştığımız
Kayıp KahramanRick Riordan · Doğan Kitap · 20183,188 okunma
taylor swift - this is me trying
8/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2022 2. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2022 12:11
epeydir inceleme yazısı yazmıyordum, benim için bu yılla birlikte değiştirmek istediğim şeylerden birisi de buydu :") nora seed hepimiz gibi kendine bu dünyanın zorlu koşullarında, hayat dediğimiz koşuşturmacada ve içerisinde pek çok güçlüğü, sıkıntıyı, kimi zaman acıyı, endişeyi ve üzüntüyü barındıran bu düzende kendine bir yer edinme çabasındadır. hayatı boyunca kendisine ait olmayan hayalleri gerçekleştirmek, babasını mutlu etmek, onunla daha fazla vakit geçirebilmek için uğraşmıştır. ancak hayatının belli dönemlerinde aldığı ağır darbeler ve yıkıcı kayıplar nora'nın hem hayat hem de kendine dair inancını, özgüvenini giderek kırıp un ufak etmiştir. artık değil çevresine, işine veya sevdiklerine, kendine bile yetemediğini düşündüğü bir noktaya gelir. abisinin kurduğu rock grubunu bırakır, iş yerinden çıkartılır, en yakın arkadaşıyla arasındaki bağ kopma noktasına gelmiştir, kedisi hayatını kaybetmiştir... peşi sıra dizilen bir sürü kötülük nihayetinde nora'nın canına tak etmiştir ve artık hayatını yaşamasının bir anlamı olmadığını düşünüp, onu kendi canına kıyma noktasına getirir. ama bu nokta aslında nora için sonsuz olasılıkların açıldığı bir kütüphanenin de anahtarını taşımaktadır, kendisinin her ne kadar bundan haberi olmasa da veya bunun mümkün olabileceğini düşünmese de. gece yarısı kütüphanesi nora'nın kendini kaybedeceği, bulduğunu sanacağı, kimi zaman bulduğuyla yetinmeyeceği ve tekrar tekrar kaybolacağı sonsuz olasılıklarla dolu bir yolculuktur ve ona aslında bambaşka şeyler öğretirken, bunca zamandır gözünün önünde duran salt bir gerçeği yolun sonunda görmesine ve anlamasına da yardımcı olur. yazardan okuduğum ikinci kitaptı ve benim için kesinlikle keyifli bir okuma olduğunu söyleyebilirim :") aslında 2-3 gün gibi kısa bir sürede bitirebilecek kadar
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598bin okunma
7/10
·353 syf.··
Beğendi
·
2021 7. kitabı
·
75 günde okudu
·
Okunma: 19 Mart 2021 11:35
Murakami'den okuduğum üçüncü kitap. Önceki iki eserinden oldukça farklı, çok fazla gerçeküstü ögeler, mitler barındıran, beton kentlerinden grisinden, boğucu havasından insanı sıyırıp doğaya, yeşile yönlendiren ve doğanın kendi "doğasının" gücünü okuyucularla buluşturan, gizemli, post-modern kurgusu. Kitabı isminin belirtilmediği, evliliği bitmiş, yalnız, kafasının içinde birçok farklı ve bazen garip bulduğum düşünceler dönen, kadın kulağına karşı anlamlandıramadığım ölçüde bir obsesyonu olan bir karakterin bakış açısından okuyoruz. Öte yandan isimsiz karakterimizin başına beklenmedik bir problem (aynı zamanda macera) açan, postunda yıldız işareti olan bir koyun var. İsimsiz karakterimizin kulağına karşı takıntısı olan yeni kız arkadaşı ile Tokyo'daki bütün hayatını bırakıp bu koyunu bulmaya gidişini ve o sıradaki süreci okuyoruz tek tek. Okuduğum önceki iki kitabından çok daha farklıydı. Karakterlerin daha yalın ve hatta neredeyse buzdağının görünen kısmı kadarıyla ele alındığı, bundan ziyade sırların ve gerçeküstü ögelerin daha yoğun olduğu bir kitaptı. Keza bol bol doğa betimlemesi yer alıyordu. Kitabı beğenmediğimi söylersem yalan olur ama önceki iki kitabından aldığım tadı da nasılsa alamadım. Aradan biraz daha vakit geçtikten sonra bir kez daha okuyup, şans vereceğim bir kitap oldu.
Yaban Koyununun İzindeHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20122,590 okunma