Ama hayal kırıklığına uğramak yerine mutlu olmak için, kendimi başkalarına bağımlı duruma getirmemem gerektiğini söylüyorum kendime. Mutluluğunu kendin yaratmalısın Mathea.
Öteki ucumda, su kenarında duran uzun ayaklarıma bakıyorum. Ayak parmaklarım güneşe uzanıyorlar, aç çocukların yemek tabağına uzanması gibi. Ayaklarım bedenimin başka parçalarından daha hızlı büyümüşlerdi. Daha ben okula başlamadan büyümelerini tamamlamışlardı. Sanırım bu doğanın kafamın büyüklüğünü düşünerek yaptığı ustaca bir ayarlamaydı ki dengemi yitirmeyeyim.
Reçel rafından yeni bir kavanoz alıyorum, bu kez başka bir çeşit. Belki bunu açmak daha kolaydır. Kapağı çevirmeyi deniyorum, ama yapışmış sımsıkı. Bu kez kasada oturandan bunu açmasını istemeye karar veriyorum, ama daha düşüncemi bitirmeden vazgeçiyorum. Yeniden korkak ve dilsiz oldum, dün bir şey sorulunca yanıt vermiştim tamam; ama bunun verdiği duygu ne kadar sürebilirdi ki? En fazla bir gün. Yeryüzünde yaşadığın her mutlu an kederle ödenmek zorundadır.