Yapımın yarısına gelmiştim ki ne inşa ettiğimin farkına vardım: bir sığınak. Bana canlılıktan kaçtığım evimi hatırlattı fakat aynı zamanda madalyonun diğer yüzünü gördüm ve evimin beni elinden geldiğince hayatta tuttuğunu anladım. Sadece hayatta da değil, mutlu. Evi suçlayamazdım.
Sadece hayatımda olmak isteyen insanları umursuyorum. Rufus gibi. Biimle aynı odayı paylaşmayı bırakmak istemediği için bize açılırken ne kadar gergindi, hatırlıyor musun? İşte o, hayatımda olmayı isteyen biri. Ben de onun hayatında olmak istiyorum. Ne kadar hayatı kaldıysa.
Haklıydı. Bunu kendime ben yapıyordum. Kendimi tutuyordum. Daha uzun bir hayatı garantilemek için yıllardır güvenli bir yaşam sürüyordum ve bunun beni nereye getirdiğine bir bakın. Bitiş çizgisindeydim ama yarışta hiç koşmamıştım.