Zamanda ne kadar geriye gidersek gidelim,
cinsiyet ayrımının ezelden beri bir hiyerarşi olarak görüldüğünü fark ediyoruz. Erkek daha iyidir; kadın onun kadar iyi değildir. Bütün bunlar sona mı erdi dersiniz? Açıkça görüyoruz ki hayır! Hala gidilecek daha çok yol var. Yok, hayır, kadınların tarihi hala sona ermedi!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Simone de Beauvoir'ın önderliğinde kurulan Choisir la Cause des Femmes (Kadın Davasına Sahip Çıkma) adlı kadın hareketinin amaçları, gebelikten korunma ve cinsel eğitim, kadınları gizli kürtaj yapmak zorunda bırakan 1920 tarihli ceza kanununun yürürlükten kaldırılınası ve kürtaj davası sanıklarının ücretsiz savunulmasıydı.
"Annelik ancak bilinçli olduğunda yücedir ve ancak istendiğinde hoştur. İçgüdüsel olarak ya da mecbur kalındığı için anne olmak, ancak hayvansal bir işlev veya çetin bir sınavdır,"
"Birth control" (doğum kontrolü) deyimini, New Yorklu bir hemşire olan Margaret Sanger, on sekiz doğum yaptığı için çok yıpranan ve ölen annesini gördükten sonra 1914'te türetmişti.