Kitabı sevdim ve bana farklı bakış açıları kazandırdı. Kitabın anlaşılabilir bir dilde olması ve ara sıra uzun cümleler olsa da sıkmaması güzeldi. Oldukça düşündürücü bir kitap. Din ile insan ilişkisinden, tektipleşmeden, modern ve modernize olmaktan, evrenselleşmeden, din ile dil ilişkisinden, ırkların yüklediği kimliklerden ve daha birçok konudan bahsediyor. Bunları birbiriyle bağlantılı anlatması da kitapta akıcılık sağlıyor.
OKUMA KEYFİNİZİ KAÇIRACAK ŞEYLER (SPOİLER) BULUNUYOR
Tek bir aidiyet tek taraftan, iki aidiyet iki taraftan bakmaktır. Yazarın hem Lübnan hem de Fransaya olan aidiyetleri onun çok taraflı düşünebilmesini ve bakabilmesini sağlamış. Zaten kitapta da bahsedildiği gibi tek kendi kimliğimizden değil bütün kimliklerden, kültürlerden taraf olmalıyız. Herkesle aynı kabileden -gezegensel kabileden- olmalı, kimseyi öteki görmemeliyiz.
(Devamı sonradan yazılmıştır.)
Aslında kitapta şunu daha da iyi anladım ki ırkların hiçbir önemi yok. Sadece insanların koyduğu sembolik kavramlara değer yükleyen ve onları önemli hale getiren gene insanlar. Bir diğer hoşuma giden konuysa dinin insanı biçimlendirdiği gibi insanın da dini biçimlendirmesi. Çok detaylı bahsedilmese de bence güzel ve düşündürücü bir konuydu. Bu kitap deneme türünden okuduğum ilk kitap. Yaşımdan ötürü belki bazı şeyleri eksik veya yanlış anlamışımdır. Bu yüzden ilerde tekrar okuyacağım.