Suriyelilerle gardaş olduk halay çektik Ceylanpınar küçük bir sınır kasabası bir uzun havanın insanın içine işleyen en ağır kesiti bir yanına çekilmiş tel örgüler burada yaşayan pek çok insan sınırı kaçak geçmiş uzun yıllar koyun sürüsüyle Atlas sayı 98 mayıs 2001 Ceylanpınar küçük ama hikâyesi büyük bir ilçemiz iş gücünün büyük bir kesimini işletmemiz Tigemden sağlayan ilçenin en büyük hatıralarını suriye sınırı oluşturur kimi zaman bir çay kaçakçılığı kimi zamanda suriyede kalan abileri amca ve akrabaları ile bayramlaşan gönlü zengin insanlarımız ile akla geliyor efendimiz SAV kötü rüya görene abdest alıp namaz kılmasını önerir namaz kötülüğü siler ceylanpınar suriye Resulaynın karşısında çekilen bir sınır bölgesi pek çok insanın abisi amcası tamda bu sınır bölgesinin tam karşısında yaşıyor Ahmet Arifin dediği gibi kirveyiz kanla bağlıyız Peygamberimiz kötü bir rüya görenr kalkıp namaz kılmasını yatış şeklini değiştirmesini önermiştir evet namaz kötülüğü önler gidişat ve şekli değiştirir bizi insan komşuluk hakkına saygı duymaktır yaşanılan toprağa ibadet niyeti ile bakmaktır Ahmet Arifin 33 kurşun şiiri şöyledir kirveyiz hısımız kanla bağlıyız karşıyaka obalarıyla işte bugün bu satırlar dindaşımız olan Suriye insanına yazılmış gibidir işletme sınırlarımızdanda geçen bu tel örgüler bayramlarda açılır tavuk tavuğa karışır civciv doğar insan insana karışır çocuk doğar bu tel örgülerde nice kaçak olayları ve bayramlaşmalar yaşandı kirve olduk düğünler kurduk suriyelilerle birlikte
Duygu ve Düşünce
Evet anne! Sanırım ben hayata ve kendime sıkıca tutunamadım. Meğer ben görüldüğüm gibi güçlü değilmişim.
Duygu ve Düşünce
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
​[Mucize İsminin Gerçekleşmesi İçin Gereken Yedi Şart]: Özetle (vehasıl); tahkik ehli alimler, bir olağanüstü hâle 'mucize' denilebilmesi için yedi şartın bulunmasının zorunlu olduğunu belirtmişlerdir: ​ Birincisi: Doğrudan Allah Teâlâ’nın fiili olması yahut O’nun tarafından (mucize iddia eden kişinin doğruluğunu) tasdik ettiğini göstermesi için fiilin terk edilmesi (mesela ateşin yakmaması gibi bir durumun yaratılması) şeklinde olması gerekir. ​İkincisi: Âdete aykırı (olağanüstü / hârikulâde) bir durum olması gerekir; çünkü âdete aykırı olmayan şeylerde aciz bırakma (i'caz) vasfı yoktur. ​ Üçüncüsü: Nübüvvet (peygamberlik) iddiasında bulunan kimsenin elinde zuhur etmesi gerekir ki, Allah Teâlâ’nın onu tasdik ettiği bilinsin. ​ Dördüncüsü: Hakikaten veya hükmen, peygamberlik davasına (iddiasına) bitişik / eş zamanlı olması gerekir; çünkü iddiadan önce şahitlik söz konusu olamaz." ..Bazı alimler, bir anlık da olsa sonradan gelen olağanüstü durumun mucize olacağını söylemiş ve 'Onun (peygamberin) durumu zaten bilinmektedir' demişlerdir. Evet, bazı müteahhir (sonraki dönem) alimler, mucizenin iddiadan çok uzun bir zaman sonra gelmesi durumunda, bunun (iddia sahibinin) yalanına bir delil teşkil edeceğini belirtmişlerdir. Diğer bazı alimlere göre ise böyle bir durumda açığa çıkan harikuladelik keramet sayılır. Bu iki görüşün arasını uzlaştırmak (cem etmek) ise şöyle mümkündür: İlk alimlerin sözü peygamberliğin ilk dönemlerine, diğer alimlerin sözü ise peygamberliğin sonraki dönemlerine hamledilir. ​Ben derim ki (Kultu): Bir kimsenin peygamberlik iddiasında bulunup da risaletinin (ileriki bir zamanda gelecek olan) sonraki bir vakitle sınırlandırılmadığı asıl durum göz önüne alındığında, sözün akışı buna hamledilmelidir; nitekim bu husus ileride gelecektir. ​ Beşincisi:
Merhaba, Hoşçakal
- Merhaba ile hoşçakal aynı mı? + Evet çünkü bir şeye hoşçakal diyorsan başka bir şeye merhaba dersin.. Her son yeni bir şeyin başlandığıdır aslında..
Siz hiç çocuk yakınınızı kaybettiniz mi?
Ben kaybettim. Şu an bunu anlatacak kimsem yok. Size anlatabilir miyim? (Evet diye kabul ettim.) Harika bir gündü, başka akrabalarımla birlikte piknikteydim. Halacım da Zeynep’imle birlikte şehir dışına gitmişlerdi. Zeynep 6 yaşındaydı.. Denize girmek istedi diye halacım da kıramadı onu. Zeynep halamın torunuydu. Benim için ikisinin önemini burada size anlatacak herhangi bir kelimem yok. Kelimem yok çünkü onlar çok başkaydı.. Zeynoşum bıcır bıcır, çok bilmiş, öyle temiz kalpli ve vicdanlı, akıllı bir çocuktu ki.. Yaşıtlarına göre o kadar olgun, muhteşem bir çocuktu. Burada fotoğrafımızı paylaşmayı çok isterdim. Ama kötü insanlar var. Ona herhangi bir şey denmesi ihtimali benim canımı yakar.. Ben diğer yiğenimle piknikte oynarken bir telefon geldi. Kaza yaptıklarını ve ikisine de araba çarptığını öğrendik.. Hastaneden bilgi almaya çalıştığımızı hatırlıyorum. O arabaya nasıl bindik o arabada eve nasıl geldik piknik alanından.. Ağlaya ağlaya kaza yapma riskiyle dönmeye çalıştık. Arabada halamın vefat haberini aldık.. Oracıkta vefat etmiş halam… Karşıdan karşıya geçmek istemişler sadece.. Alkollü, makas atan biri, 30 metre sürüklemiş onları.. Görüntüleri yok.. İyi ki yok.. Zeynoşumuz 2 gün yoğun bakımda kaldı.. Biz hep onun iyi olmasını bekledik.. Maalesef 1 gün arayla aynı camide tekrar toplandık.. Ben bundan daha büyük bir acı hatırlamıyorum. Vefat etmeden önce birlikte oyunlar oynamıştık.. Tırnaklarını süslemiştim. Ne çok mutluydu.. Fotoğraflarını en son ben çekmiştim.. Bayramlık beyaz elbisesiyle.. O elbisesini tabutunun üstüne koyduk… Acaba büyüyebilseydi nasıl başarılı olurdu? Ne kadar güzel genç bir kız olacaktı kim bilir.. Seni çok özledim meleğim.. Esra ablan her çocuk gördüğünde seni hatırlıyor.. Her çocukları sevdiğinde gülümsemelerinde seni arıyor.. Senin
Duygu ve Düşünce
Dirilerden artık feragat ettim Cunku artık yolu gorebiliyorum Evet taklid etmis olduklarim var ama onlarda diriler degil mezarinda uyuyan kimseler Araf gunlukleri.