[Mucize İsminin Gerçekleşmesi İçin Gereken Yedi Şart]:
Özetle (vehasıl); tahkik ehli alimler, bir olağanüstü hâle 'mucize' denilebilmesi için yedi şartın bulunmasının zorunlu olduğunu belirtmişlerdir:
Birincisi: Doğrudan Allah Teâlâ’nın fiili olması yahut O’nun tarafından (mucize iddia eden kişinin doğruluğunu) tasdik ettiğini göstermesi için fiilin terk edilmesi (mesela ateşin yakmaması gibi bir durumun yaratılması) şeklinde olması gerekir.
İkincisi: Âdete aykırı (olağanüstü / hârikulâde) bir durum olması gerekir; çünkü âdete aykırı olmayan şeylerde aciz bırakma (i'caz) vasfı yoktur.
Üçüncüsü: Nübüvvet (peygamberlik) iddiasında bulunan kimsenin elinde zuhur etmesi gerekir ki, Allah Teâlâ’nın onu tasdik ettiği bilinsin.
Dördüncüsü: Hakikaten veya hükmen, peygamberlik davasına (iddiasına) bitişik / eş zamanlı olması gerekir; çünkü iddiadan önce şahitlik söz konusu olamaz."
..Bazı alimler, bir anlık da olsa sonradan gelen olağanüstü durumun mucize olacağını söylemiş ve 'Onun (peygamberin) durumu zaten bilinmektedir' demişlerdir. Evet, bazı müteahhir (sonraki dönem) alimler, mucizenin iddiadan çok uzun bir zaman sonra gelmesi durumunda, bunun (iddia sahibinin) yalanına bir delil teşkil edeceğini belirtmişlerdir. Diğer bazı alimlere göre ise böyle bir durumda açığa çıkan harikuladelik keramet sayılır. Bu iki görüşün arasını uzlaştırmak (cem etmek) ise şöyle mümkündür: İlk alimlerin sözü peygamberliğin ilk dönemlerine, diğer alimlerin sözü ise peygamberliğin sonraki dönemlerine hamledilir.
Ben derim ki (Kultu): Bir kimsenin peygamberlik iddiasında bulunup da risaletinin (ileriki bir zamanda gelecek olan) sonraki bir vakitle sınırlandırılmadığı asıl durum göz önüne alındığında, sözün akışı buna hamledilmelidir; nitekim bu husus ileride gelecektir.
Beşincisi: