Sen bu hayatın neresindesin?
Kimsin lan görmesin bilmesin diye içinde sakladıklarından yoruldum sana ait olmadığı halde omuzlarındaki ağırlıklardan ve sorumluluklardan yoruldum zayıf görünmemek için güçlü olmaktan yoruldum herkes hayatını kafasına göre yaşarken sen birileri mutlu olsun diye çabalamaktan yoruldum üzülmesinler diye susmaktan acını anlamasınlar diye göz yaşlarını saklamaktan yoruldum Ne kendinle savaşın bitti ne de çevrendeki insanların senden beklentileri sen kendi huzurun damlasıyla yetinmeye onları da senden hep bir şeyler istemeye alıştırdın seni her gün karşılarında hazır bulanlar için ayakta durmaktan yoruldum peki kaldı mı enerjin seni anlamayanlar için var mı hala nefesin evet sana soruyorum sen bu hayatın neresindesin şunu da bil ki hiçbir şey için geç kalmış değilsin bu olgunluk bu durgunluk ve bu yorgunluk artık yeter. Unutma ki sen de en az değer verdiklerin kadar özel ve en az hayatın kendisi kadar değerlisin....
Sayfa 193·Kitabı okudu
İnsan ve Duygular
İnanç-Modernlik
"Bilmem neden Allah geldi aklıma" dedim bir an yakınlık duyduğum delikanlıya bir sır verir gibi fısıldayarak. "Mahmut Usta öyle beş vakit namaz kılan biri değildi. Ama otuz yıl önce kuyuyu kazdıkça ben yeraltına doğru değil, gökyüzüne, yıldızların yanına,Allah'ın ve meleklerin katına çıkığımızı sanır-dım." "Allah her yerdedir" dedi ukala Serhat. “Hem yukarıda hem aşağıda, hem kuzeyde, hem güneyde. Her yerde." "Evet, öyle." "Öyleyse niye inanmıyorsun O'na?" "Kime?" "Allah-u teala'ya" dedi. "Her şeyi yaratan Allah'a." "Sen ne biliyorsun benim Allah'a inanmadığımı?" "Her halinden belli.." Biraz sustuk birbirimizi süzerek. Karşımdaki gencin öfkesinden gerçekten oğlum olabileceğini hissettim. Oğlumun kişilik sahibi hırçın biri olması sevindirirdi beni. Ama kuyunun başında öfkenin bana yönelmesinden korkuyordum. "Avrupai Türk zenginleri laikliği 'Sen ne karışıyorsun benim Allah ile ilişkime' bahanesiyle savunurlar" diye devam etti Serhat "Ama aslında laikliği Allah ile hiç ilişkileri olmadan, akıllarına esen her kötülüğü modernliktir diye gönül rahatlığıyla yapabilmek için isterler." "Nedir senin modernlerle derdin?" "Aslında benim kimseyle ve hiçbir şey ile bir derdim yok!" dedi sakinleşerek. "Kendimi düşmanlarla, sağcı, solcu, dinci, modernci gibi zıtlıklarla tanımlamadan kendim olmak istediğim için insan içine çıkmadan şiir yazıyorum. Demin kapım çalındı,şiir yazıyordum, açmadım." Tam anlamadım ne dediğini. Ama kitaplardan çıkma bir tartışmanın delikanlının öfkesini alacağını düşündüm. "Sence modernlik kötü bir șey mi?" diye sarhoş saflığıyla ona sordum. "Modern kişi şehrin ormanında kaybolan kişidir. Bu da babasız kalmak demektir. Babasını araması da boşunadır aslında. Kişi modern bir bireyse şehrin kalabalığında babasını bulamayacaktır. Bulursa da bu sefer birey
Sayfa 167 - KYK·Kitabı okuyor
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"Beni öldürmeyen her şey daha güçlü kılar."* Evet, ama... Mutluluk düşleri kurmak ne kadar da zor. Bütün bunların ezici ağırlığı. En iyisi sonsuza dek susmak ve geri kalana yönelmek. *Nietzsche, Ecce Homo, İthaki Yayınları, sy. 18. ,stanbul 2003. Çeviren: Can Alkor
Sayfa 13
"İnsanın saadetini çocuklarından beklemesi ne boş hayalmiş yarabbi! Yüreklerimizin yapılış tarzı itibariyle buna imkân yok. Çocuklarımızın hepsini mesut etmeye kudretimiz de olsa elbette birinden birinin saadeti bir cihetten aksayacak ya.. ○ vakit mesutları derhal unutacağız... Evlatlarımız içinde hangisi bedbahtsa yalnız onun sesini duyup ağlayacağız... Evet çocuktan, evlattan saadet beklemek çok boş bir hayalmiş.
“Şu ağaç kimbilir ne fırtınalı günlerden geçti,” dedi Küçük Ejderha. “Evet,” dedi Büyük Panda. “Yine de güç ve güzellik kazanmış şekilde hala burada duruyor.”
Sayfa 24·Kitabı okudu
"Şarlatanlık Sanatı"
Az bilmek ve bildiğini insanın bilgide erişeceği amaç, dolayısıyla kendini de her şeyin alimi zannetmek, bu tür öğrencileri hakikatten ziyade hayale, ciddiyetten ziyade yüksekten atmaya sürükler. Şarlatanlık bu gibi eksik bilgilerden çıkar, şarlatanlar işte böyle yetişir ... "Şarlatanlık" da bir çeşit sanattır. Bu sanat öğrenimden çok yetenekle genişler, bu mesleğin az çok bazı sanat dallarına bağlı olanlarla kızıl cahil bulunanlara kadar dereceleri vardır. Evet, şarlatanın da iyisi, adisi olur. Şarlatanın en açık belirtisi hiçbir hakikate karşı susturulmuş kalmak istemeyerek seksen dereden su getirmeye uğraşmak; sözle, yazıyla her konuya atılmak, bilmediği şeylerden bilir gibi bahsetmek, cahilliğini gizlemede büyük başarı göstermek, araştırılan, incelenen, bazı konularını ömründe bir defa okuduğu, hafazanallah ya da hiç okumadığı bilimler de, sanatlarda, uzmanlık iddia etmek, iki kere iki dört eder kesinliğiyle iddialarının temelsiz olduğu ispat edildiği halde asla inanmayarak "Karşı tarafa meseleyi anlatamadım ki" sözünden ayrılmamak, hasılı Nuh deyip de durmak, kaleminden çıkan boş şeylerin sadece gerçekler olduğuna herkesi inandırmak konusunda sıkılmayı bertaraf edip her türlü ikna yolunu mubah görmek; tartıştığı kişilerin söyledikleri ne kadar açık, düzgün, sağlam hakikatlerden olsa yine anlamaz görünerek meseleyi safsatalara, anlaşılmaz laflara boğmak, nihayet hasmını usandırarak, nefret ettirerek, iğrendirerek tartışma meydanından püskürtmek. .
Sayfa 49 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu