Faruk

Faruk
@homodoloris
Cennet sürgünü ezeli gezgin letterboxd.com/homodoloris/
5 kütüphaneci puanı
1618 okur puanı
Mayıs 2020 tarihinde katıldı
@homodoloris·
·
sabitlendi
Yarın, yarından sonra bir yarın, bir yarın daha Sürüp gidiyor günden güne küçük adımlarla; Geçmiş günlerimiz ise nice sersemlere ışık tutmuş Ölüm yolunda, toz toprak olmazdan önce. Sön, cılız kandil, sön! Hayat dediğin ne ki: Yürüyen bir gölge, bir zavallı kukla bu sahnede: Bir saat boy gösterip, boyun kırıp gidecek! Bir daha da duyulmayacak artık sesi. Bir aptalın anlattığı bir masal bu: Kuru gürültüler, deli saçmalarıyla dolu.
Sayfa 101
Tiyatro
Reklam
Beden artık tek eksiği bilimin son dokunuşu olan nihai mükemmelliğe ermesi için ona müsvedde muamelesi eden biyologların ve mühendislerin hakimiyet bölgesidir. *Ensomatozun* (eski gnostik geleneklerde bedene düşüş) bu modern ve laik vizyonunda insanın bedeni, onun lanetli payının cisme bürünmüş halidir; bilim tekniğin sayısız alanlarının yeniden şekillendirmek, "maddesizleştirmek", insanın belini büken kırılganlığın ve ölümün yükünden kurtarmak için kontrol edilebilir düzeneklere dönüştürmekte can attığı kısımdır beden.Etten kemikten oluşmuş olma kusuru karşısında beden, cisme büründürdüğü insandan ayrıştırılır ve bir kendinde-varlık olarak tasarlanır. Onu kırılganlığından ve sınırlılığından kurtarmak, o ele gelmez payı ele geçirmek ve teknisyenlere özgü kalıtsızlığa ulaştırmak için bedenin defalarca üstü çizilir, karalanır. Beden gerçekten kusursuz bir makine kılınamıyorsa, demiurgos'vari bir ayartmayla ıslah ve modifiye edilmelidir. Burada, laik düşünce çerçevesinde ifade edilmesi mümkün olmayan örtük bir fantazma alttan alta görülür: Bedeni yürürlükten kaldırıp büsbütün silmek ve yerine daha mükemmel bir makine koymak. Bedeni varoluş koşullarını yeniden belirleme eğilimindeki bu hayal dünyasında beden, makinelerin gelişmesi ve yeniden üretilmesi için gerekliliği gitgide azalan bir vasıtaya dönüşmektedir. Bedene karşı girişilen kavga, altındaki saik olan ölüm korkusunu gitgide daha çok ele veriyor. Bedenin kusurlarını gidermek, onu bir düzenek kılmak, makine fikriyle ilişkilendirmek ya da makineyle çiftleştirmek demek; vadesinin bitiminden onu kurtarmaya kalkışmak, "varolmanın dayanılmaz hafifliğini" (Kundera) silmek demektir. Beden insanda ölümün yeridir. Nitekim Meditasyonlar'ında kendi cismaniliğine ad vermek istediğinde aklına kadavra imgesi gelen ve bu imgenin
Sayfa 12
Felsefe
Ten insanın yaşlanmaya, ölüme, hastalığa yazgılı lanetli payıdır.
Sayfa 10 - Gnostiklere göre
Felsefe
Batı dünyasında bedenden şüphe duyan bir gelenek, Empedokles ya da Pythagoras gibi Sokrates-öncesi filozoflardan beri sürmektedir. Platon ise bedeni ruhun mezarı olarak, kökleri gökte değil yerde olan bir insanlığın kökten kusuru olarak görür. Ruh, kendisini hapseden bir bedenin içine düşmüştür. Elbette Yunanlar hazzı kendilerinden uzak tutmazlar; ten insanın başına kimi dertler açsa da dünyanın tadını çıkarmak yasak değildir. Çeşitli gnostik öğretilerse beden karşısında duyulan nefreti iyice derinleştirirler. Farklı yer ve zamanlarda kök salmış olan bu öğretiler, değişik sistemlerde aynen bulunan bir düşünce çekirdeği taşır. Gnostiklere göre dünya, asla layık olmadığımız bir şey olmanın acısını çeker; özünde kötüdür; Tanrı'dan önce davranmış alt düzeyde bir mimar (demiurgos) ya da Tanrı'yla insanların arasına giren çok sayıda korkulası varlık tarafından yaratılmıştır. Duyulur dünya, bir Hikmet ve Hakikat Tanrısı'nın eseri değil, kusurlu bir imalat, kopyanın kopyasıdır (simulakrum). İnsan hem ışığın hem de karanlıkların hükümdarlığından pay alır, yukarı dünya ile aşağı dünya arasında bocalar. Tam bir düşmüşlük içinde değildir, tamamlanmamış ve kusurlu bir dünyaya atılmıştır.
Sayfa 9
"Ben insan bedeni denilen o uzuvlar kümesi olamam." Rene Descartes, Metafizik Düşünceler
Sayfa 9