Hangi insanın yüreğinde gün gelip kötülüğün rüzgârları esmez, iyiye karşı saldırıya geçmez ki. Ama onunla mücadele etmezsen erdemden de söz edilemez; zira erdem dediğimiz, iyiliğin kötülük üzerindeki zaferinden ibarettir; aksi halde bu mücadeleden günah hasıl olur.
Yüce Tanrı'nın bizim amellerimizi nasıl değerlendirdiğine hiçbir insanın aklı ermez. Dışa karşı kendini inançlı göstererek kendinde cenneti zapt etme hakkını görenler, gerçekten isyankârlıktan azade olsalar bile, peşinen yitiktirler; nedamet getirdikleri takdirde günahlarının silineceğine inanan tövbekârlar da, pişmanlıklarında samimi olmadıklarını kanıtlamış olurlar.
"Benim yılanlarım, kalbinin kanını içse de sen bunu hissetmezsin; zira sana reva olan işkence bu değil. Azap, senin kendi içinde... Azap seni öldüremez; zira sen, onunla yaşıyorsun. Senin azabının sebebi, Tanrı'ya isyan etmiş olduğun düşüncesi. Bunun da sonu gelmez."