...ne güzeldir okunan ve içeriyi kanatarak yol alan her dizeye rağmen dışarıya tebessüm etmek, şairin acısını dindirmek, etraf bütün duyulana bigâne iken içeride kazına kazına yol açan her dize ve düşünceyi ağrıya rağmen ele vermeden içinde tutmak, onlarla, çevrenin uğultusuna karşı gitgide sessizleşen bir içeri ile yaşamak.
Gören bîtap, merdivenler, sokak lambaları, masalar ve bardaklar, tozlar, şişeler, atlar ve arabalar şahitlikten yorgun anlatacakları bitmişcesine bir durgunluğa gömülü ama etraf şen, bilinmez ki etraf niye şen vakit sonsuz bir kederle örülü de etraf bu keder imgesi bu kederin sebebi insan niye şen? Dünyadan keder akıyor, keder sapsarı bir su olarak akıyordu.
İçimde akşamüstü ağır bir sıkıntı ile başlayan hararet ruhumun beynime, beynimin benliğime, benliğimin şuuruma, şuurumun ahlâkıma, ahlâkımın irademe, irademin terbiyeme, terbiyemin anama sövmesiyle bir ağız dalaşına dönüşmüş, *herkes aldığı yara ile işittiği ve söylediği ile başkalaşmıştı.*