Ölüm ve acı birbirine aittir. Acıda ölüm önceden hissedilir. Acıyı yok etmek isteyen ölümü de ortadan kaldırmak zorundadır. Ama ölüm ve acısı olmayan hayat insani bir hayat değil ölmemişlik hayatıdır. İnsan hayatta kalmak uğruna kendini ortadan kaldırır. Muhtemelen ölümsüzlüğe de erişecektir ama hayatı pahasına.
Acı bağdır. Acı verici durumları bütünüyle reddeden biri bağ
kurma yetisinden yoksundur. Günümüzde acı verebilecek yoğun
bağlardan kaçınılır. Her şey palyatif bir rahatlık alanında gerçekleşir.
Kronik ağrıların ortaya çıkış nedenleri çok çeşitlidir. Toplumsal yapıdaki çarpıklıklar, bozulmalar, gerginlikler kronik ağrıların ortaya çıkmasına ya da şiddetlenmesine yol açar. Günümüz toplumunun anlamdan yoksunluğu da acılan katlanılmaz kılan nedenlerin başında gelir. Acılar, içinde hayatın salt hayatta kalma haline gelmiş olduğu anlamını yitirmiş toplumumuzu, anlatımdan yoksun zamanımızı yansıtır. Ağrı kesiciler ve ruhsal incelemelerin bu konuda yapabileceği pek bir şey yoktur. Acının sosyokültürel nedenlerini gözden kaçırmamıza neden olurlar sadece.