Kapitalizm iyi hayat anlatısına sahip değildir. Hayatta kalmayı mutlaklaştırır. Sermayenin artmasının ölümün azalması demek olduğu şeklindeki bilinçdışı inançtan beslenir. Sermaye ölüme
karşı biriktirilir.
Günümüzde ölmek insanlara özellikle zor gelir, çünkü hayatı anlamlı bir şekilde bitirmek artık mümkün değildir. Olmadık bir zamanda sona erer. Uygun zamanda ölemeyen, zamansız ölmek zorundadır. Yaşlı olamadan yaşlanırız.
Mutluluk dispozitifi insanları
tekilleştirerek toplumun siyasi ve
dayanışmacı yönlerini yitirmesine yol açar. Mutluluk herkesin kendi başına uğraşması gereken bir şeydir. Kişiye özel bir hale gelmiştir. Eziyet de kişinin kendi başarısızlığının sonucu olarak
yorumlanır. Böylece devrimin yerini depresyon alır. Kendi ruhumuzu tedaviyle uğraşırken sosyal çarpıklıklara yol açan toplumsal ilişkileri gözden kaçırırız. Korku ve güvensizlikle boğuşurken bunun sorumlusunun toplum değil kendimiz olduğunu düşünüyoruz.