İnsana en çok acı veren şey,
söyledikleriyle değil,
içinde boğduğu cümlelerle yaşamak zorunda kalmasıdır. Çünkü insan bazen susmaz…
susturur kendini.
Dudaklarından çıkanlar birer kabuktur;
asıl gerçek,
söyleyemediği kelimelerin içinde çürür.
İçinde defalarca kurduğu ama bir türlü dile getiremediği o cümleler,
zamanla bir yük değil,
bir yara olur. Ve o yara
ne kanar ne iyileşir; sadece derinleşir.
İnsan en çok, “keşke söyleseydim” dediği anlarda kırılır.
Çünkü bazı duygular vardır ki
dile gelmediğinde yok olmaz,
aksine daha da büyür,
daha da ağırlaşır.
Söylenmeyen her şey,
insanın içinde yankılanan bir boşluğa dönüşür
ve o boşluk,
zamanla insanın kendisini yutmaya başlar.
Geceleri uyutmayan,
kalabalıkların ortasında bile yalnız hissettiren şey tam olarak budur:
İçinde kalmış cümlelerin gürültüsü.
Ve en acısı da şudur;
insan,
başkalarına söyleyemediklerini bir süre sonra kendine de anlatamaz hale gelir.
İşte o noktada