Adem'in Mümkün Dünyaları; merhametin, acının, özlemin ve umudun romanıdır. Bu kitapta kahramanlar dünyayı kurtarmıyor. Kirasını ödeyemeyen insanlar var. Annesinin hastalığı karşısında çaresiz kalan evlatlar var. Sevilmek isterken eksilen kalpler var. Kimseye anlatılmayan yorgunluklar var. Ve bütün bunların ortasında, insanı anlamaya çalışan bir melek... Çünkü bazen bir insanın neden düştüğünü anlamak için onun ayakkabılarıyla yürümek yetmez. Onun kalbiyle kırılmak gerekir. Belki de bu yüzden insan, yaratılmışların en zayıfı değil; taşıdığı yük yüzünden en cesurudur. Bu roman, size Adem'i anlatmayacak. Kendinizi anlatacak. 3. Kitabım haftaya sizlerle olacak... Takipte kalın #1000kitap #alinti #edebiyat
Alıntı
*🌹 Esselâmü Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berekâtühü Rahmân’ın Güzel Kulları 🌹* *Hepimizin Cuma gecesi ve mübarek Cuma günü şimdiden hayırlı ve bereketli olsun. 🌙🤲* *Bizleri bir Cuma gecesine ve mübarek bir Cuma gününe daha ulaştıran Rabbimize sonsuz hamdolsun. Bugün aynı zamanda Muharrem ayının 10. günü olan Aşure Günü’nün bereketini yaşıyoruz.* *Rabbim bu mübarek gecenin, bu mübarek günün ve Aşure Günü’nün hürmetine dualarımızı kabul, günahlarımızı affeylesin. Kalplerimize huzur, hanelerimize bereket, ömürlerimize hayır ve güzellikler ihsan eylesin.* *Allah’ım, bizleri dünyada da ahirette de razı olduğun kullarından eyle. Ravza-i Mutahhara’yı, Kâbe-i Muazzama’yı ve mukaddes beldeleri ziyaret etmeyi nasip eyle. Bizleri Peygamber Efendimiz ﷺ’in şefaatine nail olan kullarından eyle.* *Ya Rabbi! Evlatlarımızın hayırlı günlerini görmeyi nasip eyle. Onları imanlı, ahlaklı ve salih kullardan eyle. Bizlere vefatımızdan sonra da amel defterimizi açık bırakacak hayırlı evlatlar, sadaka-i câriyeler ve güzel hizmetler nasip eyle.* *Allah’ım, bizlere sağlık, sıhhat, afiyet ve zekât verecek kadar helâl rızık ihsan eyle. Borcu olanlara ödeme kolaylığı, dertli olanlara ferahlık, hasta olanlara şifa, yuvasında huzur bekleyenlere huzur nasip eyle.* *Ya Rabbi! Başta Gazze ve Filistin olmak üzere dünyanın neresinde mazlum varsa yardım eyle. Akan gözyaşlarını dindir, zulmü sona erdir, ümmet-i Muhammed’e birlik, beraberlik ve selâmet ihsan eyle.* *Bu mesajı okuyan her kardeşimize gönlündeki hayırlı muradını nasip eyle. Kim neye muhtaçsa, Sen lütfunla ve kereminle ihsan eyle.* *🌹 Rabbim bizleri Mahşer Günü Peygamber Efendimiz ﷺ’in Livâü’l-Hamd sancağı altında buluştursun. Cennette de komşuluğunu nasip eylesin.* *🤲 “Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi
Din İslam
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Devletin görevi ve köçerler Çiftlik arazisinde yaşıyor köylüler yetkililer düzenli yerleşmelerine izin vermiyor derme çatma kerpiç evlerde yaşıyor insanlar gün boyu koyun güttükten sonra ancak akşam dönebiliyor eve Atlas sayı 98 mayıs 2001 Thomas Hobbes bir sözünde koyunlar ömrünü kurttan korkarak geçirir halbuki sonunda onu yiyen çobandır diyerek korkunun en büyük hastalık olduğunu onu yenmemiz gerektiğini dile getirir Urfada bir toprak okyanusudur ceylanpınar Tigemin en büyük sorunu hasat zamanında yaşanan kavgalardır oysa bu toprakta insan kavgasız düz bir hayat istiyor ufak bir toprak parçası üzerinde Tigemin işletme sınırlarında yaşayan köçer koyunları ekili arazilere girdiği zaman devletin güvenlik güçleri koyunlara el koyunca birisi verilen görevi yerine getirirken diğeri koyunsuz kalıyor Henri Frédéric Amiel ise Koyun haline gelen kişiyi kurtlar yer derken urfanın o toprak yollarında ulaşımın güç olduğu yerde çoğu kişi ırgatlık yaparak kimileride çobanlıktan geçimini sağlıyor köçerler Tigem arazisinde geçimlerini ırgatlık pamuk işçiliği ve devletin onlara vermiş olduğu küçük damlarda yerine getiriyor ve kimi yerlerde ne yazıkki elektrik bulunmuyor çalışmak için yola çıkan bir aile bugün en çok devlete sırtını dayamak Tigem güvenlikçisi ise ekmek parasını kazanıp evine götürmek istiyor evet insan bir koyun değildir yenilecek devlet ise bir baba ve anadır çocuklarını okutacak ilim ve iş gücü ile nice evlatlar yetiştirecek
Duygu ve Düşünce
#𝙎𝙀𝘽𝙀_𝙎𝙐𝙍𝙀𝙎𝙞_𝙏𝙀𝙁𝙎𝙞𝙍☝️ #ﷲ 👥 Sizi bize yaklaştıracak olan ne mallarınız ne de evlatlarınızdır. Ancak iman edip sâlih ameller işleyenler müstesnâ. Onlara, yaptıklarına karşılık kat kat mükâfat verilecek ve onlar cennetin yüksek köşklerinde güven ve huzur içinde kalacaklardır. 37 Âyetlerimizi iptal edip hükmünü geçersiz kılmak için birbirleriyle yarışırcasına çalışanlara gelince, onlar da tutuklanıp getirilecek ve azabın orta yerine bırakılacaklardır. 38 #Tefsir: 📖 📖 İnsanları Allah’a yaklaştıran şeyler, mallar ve evlatlar değil, bilakis iman ve sâlih amellerdir. İman kalp işidir. Fakat sâlih amellerin yapılmasında malın ve evlâdın tesiri büyüktür. Bu sebeple mallar ve evlatlar, ancak mallarını Allah yolunda harcayan ve evlatlarını iyi bir terbiye ile Allah’a karşı takvâ sahibi kimseler olarak yetiştirmeye çalışan mü’minler için Allah’a yaklaştırıcı bir vesile olabilir. Ömrünü iman ve sâlih amellerle dolduran, mal ve evlâdını da Allah’a kulluk yolunda kullanan mü’minler, hiç tükenmeyecek sonsuz mükâfatlara nâil olacaklardır. Allah’ın âyetlerine karşı mücâdele edip onları iptale çalışanların âkıbeti ise cehennem azabıdır. Zebânîler tarafından yakalanıp oraya tıkılacaklardır. O halde Resûlüm şu gerçeği ilan ederek:
Önce Evlat, Sonra Ben — Siyah Kalemden Baba kelimesi, anne kelimesi dünyanın en basit kelimesi gibi görünür. Söylerken bile anne ve baba deriz. Hani derler ya, “Anne olduğun zaman anlarsın.” Hani derler ya, “Baba olduğun zaman babalık duygusunu anlarsın.” Hep söylenen sözlerdir. Gerçekten de öyledir. İnsanın evladı olduğu zaman her şey değişir. Bazen ister istemez kendinden bile ödün verirsin. Çünkü hayatın kanunu budur. Önce evlat dersin, sonra ben dersin. Onun mutluluğu için çabalarsın, onun geleceği için yorulursun, onun bir gülüşü için dünyaları verirsin. Bazen bunu çok düşünüyorum. Bir yerde bir yanlış mı var, bir hata mı var? Hep vermek, hep vermek... Anne baba olmak biraz da budur. Çocuklarımıza veririz. Sevgimizi veririz, emeğimizi veririz, ömrümüzü veririz. Büyürler, kendi ayakları üzerinde dururlar, evlenirler, yuva kurarlar. Sonra insan kendi kendine soruyor: O çocuk senin kapını çalıyor mu? Kapında duruyor mu? Seni soruyor mu? Bir hâlini hatırını soruyor mu? Bazı evlatlar var, çok nankör oluyor. Bazı anne babalar da nankör oluyor. Bazen insanlar gerçekten nankör oluyor. Oysa unutulan bir şey var: İnsan bugün güçlü olabilir, yarın muhtaç olabilir. Bugün genç olabilir, yarın yaşlanabilir. Hayat döner dolaşır, insanı kendi yaptıklarıyla karşılaştırır. Anne ve baba olmak fedakârlığın adıdır. Evlat olmak ise vefanın. Fedakârlık vefa ile buluşmadığında geriye kırılmış kalpler kalır. Çünkü anne babanın beklediği şey servet değildir, hediye değildir; sadece hatırlanmaktır, sadece bir "Nasılsın?" sözüdür. Hayatın en büyük zenginliği sevilmek değil, unutulmamaktır. Siyah Kalem...
SUÇ YOK, AYIP YOK Çok eskiden beri din seksi günahla, suçla ve utançla eşit tut­tu. Dinin bakış açısından seks sıklıkla, insanlığın erkek ve kız evlatlar dünyaya getirmek amacıyla katlanmaya mecbur edildiği zorunlu bir günah olarak görüldü. Tarihte Cinsellik* adlı kitabın yazarı Reay Tannahill ilk Hıristiyan liderlerin seksi günahla aynı gördüğünü söyler. Şöyle der, Kilise papazları arasında cinsel ilişki faaliyetinin as­len mekruh olduğuna dair genel bir algının somut bir örneği Augustine'di. Büyük Yahudi bilim adamı Maimonides cinsel birleşme­nin sadece üreme amaçlı olduğunu öğretti. Maimonides be­densel hazzı tüyler ürpertici, bayağı bir şey olarak değerlen­dirdi. Kabalistler farklı bir görüşteydiler. Kabalist için bir insa­nın bedenini mutlu etmesi, o kişinin ruhunu mutlu etmesi ka­dar kutsal bir işti. Her şeyden önce ruhla bedeni birlikte yara­tan Yaratıcı'ydı. Din müessesesinin Kabalistleri istememesi­nin ve onlardan korkmasının bir nedeni de bu olabilir.
Alıntı