‘Seninleyken uçak havada asılı kalır; denizaltı istop eder, deniz buz tutar. Seninleyken her şey donuyor da zaman hızlanıyor... Tüm bunlar neyin alameti bilmek imkansız. Dünyanın tüm müzeleri havaya uçurulmuş, tozları üstüme yağıyor sanki. Sen gözlerini her kırpışında yeni bir çağa giriyoruzSen gü- lümseyince muhit cennetin en lüks ilçesine dönüşüyor. Eros ve akrabaları arp çalıp vokal yapıyor, kalp şeklindeki bulutlardan şurup yağıyor, dev papatyaları şemsiye olarak kullanıyoruz... Senin kalbinin coğrafyasında, senin ikliminde, kar boran, fırtı- nalar şifa verir yeminle. Kaybolmaktan memnuniyet duyduğum bir diyardayım. Diyar-ı Yadigar'da yaşamanın sevincini ne yetirebilirim, ne bitirebilirim... Bir nehri geçerken, o nehrin huyu suyu da bize geçmez mi? Tabiatta konferans yoktur, şarkı vardır güzelciğim. İkimiz, içinde yeminler geçen şarkılarla anlaşalım, haberleşelim. Bizi yaşatan bu şakraklıktır. Bir kuşun yuvasına inişi gibi, senin tebessümüne sığınıp saklanayım. İniş için izin istememe gerek olmasın... Mümkünse, lütfen. Turnikede takılmadan o gülücükte ağız tadıyla ikamet edeyim. Bana hayat veren öpücük de işte senin o söğüt yaprağı kavisli dudakların- dan gelir anca. Kemiklerimi güçlendiren vitaminli ışınlar senin dişlerinde, gözlerinde depolanmış. Görüyorsun ya insan imparatorluk gibi çöküyor, orkide gibi diriliyor Yegane. İşte zar zor sığıyor aşk sonsuzluğa... ‘
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
..’İskoç asıllı yazar Robert Louis Stewenson'a göre, kurmaca ile gerçek arasındaki fark kolayca belirsizleşir. Gerçek onu algıladığımızda, kavradı- ğımızda, dillendirdiğimizde değişime uğrar. İnsan yaşamı da zaten dışsal belirlenimler ile içsel devinimler arasındaki uyumsuzluğu anlamlandırma çabası. Heidegger'e göre, Vicdan muğ- laklıkla maluldür. Oluş ise tekinsizliğe mahkum. Yeryüzündeki varoluş, yuvasızlığın tezahürleriyle dolu. Anlamsızlığın ağır bastığı, hiçliğin tehditkar esintileriyle titreşen, savrulan dünya içinde yalınkat bir öylelik...' Elimizde yalnızca işte bunlar var.’
.. Yani hâlâ bir romanın içinde olmadığımızdan emin misiniz?"
"Eminim... Bu dünyayı anormal, fantastik, tuhaf kılan birçok şey var. Fakat bunların en büyüğü..."
"Nedir?"
Kopil'i usulca yere bırakırken gözleri bendeydi: "Bizzat sizsiniz Alp Laçin Bey. Kendi olağandışılığınızı gezegenin üstüne atmayınız.”
Hüzünlü parantezlere benzeyen kaşları hafifçe açıldı: "Hayatta hiçbir şey mutlak değil. Her şey zıddıyla kaim. Ölçüyü yaka- lamak, kıvamı tutturmak ve denge kurmak gerekiyor. Hepsi bu "
‘Düşünün ki Alaaddin'in cini şişeden sarhoş çıkmış... Sizi sevmek harikulade bir altüst oluş.Sahi, bir felaket sırasında yanınızda olmayı dilerim. Sizi kollayıp korumak için. Bir de siz her şeyi, facialanı bile tatlandırır, yumuşatırsınız güzelciğim. Enkazın üs- tüne pudraşeker dökersiniz. Sel sularını şaraba dönüştürürsü- nüz. Kıyameti karnavala, mahşeri festivale çevirirsiniz. Yegane, sizinleyken herşey şahane. Sizden uzaklaşınca hayat içinden çöp kamyonu geçen bir hapishane.’