Her mevzu ona bir hikaye hatırlatır ve hemen onu naklederdi. Bu hikâyeler; İstanbul'da emsali o kadar çok olan kahve veya oda sohbetleri cinsinden şeylerdi. Bazen güldürücü, bazen manalı, bazen hatta açık saçık, fakat her zaman zarifti...
Kadınları çekici olmanın tek yolunun kırmızı dudaklar ve pembe yanaklardan geçtiğine ikna eden, benim gibi reklamcılardır. Peki neden biliyor musun? Çünkü bu sayede ruj, bronzer, botoks ve meyve suyu satabiliyorduk. Benim bahsettiğim türden bir cazibe kimseye para kazandırmazdı. Biz de bunun yerine, satın alabileceğimiz bir çekicilik versiyonu yarattık ve zamanla insanlar da çekiciliğin başka günleri de olduğunu unuttu.