⠀⠀ོm e r v e

''Zaten o yıllarda burnumuzun ucunda gezinen bir mazot kokusuydu babam, kulağımızda çınlayan uzak bir motor sesiydi ve az evvel dediğim gibi, gitti mi gelmek bilmezdi bir türlü. "
Reklam
Birisi önümde durup, hüküm Allah'ın, başın sağ olsun, dediğinde babam yeniden ölü­yordu çünkü. Sonra bir başkası geliyor yeniden, bir başkası geliyor yeniden, yeniden, yeniden ölüyordu…
Dünya gözyaşlarımın içindeydi artık, dünya bulanıktı, dünya ıslaktı ve dünya kalın uğultular eşliğinde, etrafa buğular saçarak, hafif hafif titriyordu.
Annem de ağlıyordu kuzinenin dibindeki minderin üstün­de. Yazmasının ucuyla gözlerini silerek usulca doğruldu sonra, yatağın kenarına yaklaştı babamın ellerini sımsıkı tuttu. Bana bak Müslüman, dedi, gözyaşlarının arasından yük­selen titrek bir sesle; ben bu kapıya duvağımla geleli elli yedi sene oldu. Elli yedi sene boyunca sen de bana çok iyi baktın, hiç hatırımı yıkmadın, Allah senden razı olsun!
Diyeceğim şu, dedi babam kelimelerin üstüne basa basa; sana aldatılmak yakışırdı zaten, öteki türlüsü yakışmazdı.
Reklam