Denebilir ki, Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem eline geçen imkânı, ertesi güne bırakmadan fakirlere dağıtıyordu. Hele bir yere askerî birlik göndermek gerektiğinde, elinde ne varsa onların teçhizatına, erzak ve mühimmatına harcıyordu. Vefâtından üç ay önce yaptığı Veda haccında kendi nâmına 100 deve kesecek kadar geniş imkâna sahipken, vefât etmeden birkaç gün önce, bir yahudiden satın aldığı otuz ölçek arpa için zırhını ona rehin olarak bırakmak zorunda kalmıştı.
Sayfa 197 - 4. Buhârî, Hac 122, nr. 1718. 5. Buhârí, Cihâd 89, nr. 2916.·Kitabı okudu
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Câbir radıyallahu anh şöyle dedi:
Biz (sahâbîler yolculukta) yokuş çıktığımızda Allahu ekber; iniş indiğimizde de sübhânallah derdik.
(Buhârî, Cihâd 132,133. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Cihâd 72)
Muhabbete en lâyık şey muhabbettir ve husumete en lâyık sıfat husumettir. Yani hayat-ı içtimaiye-i beşeriyeyi temin eden ve saadete sevk eden muhabbet ve sevmek sıfatı, en ziyade sevilmeye ve muhabbete layıktır. Ve hayat-ı içtimaiye-i beşeriyeyi zir ü zeber eden düşmanlık ve adavet, her şeyden ziyade nefrete ve adâvete ve ondan çekilmeye müstahak ve çirkin ve muzır bir sıfattır.