Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Öncelikle kitap çok kapsamlı, birçok kaynaktan alıntı yapmış. Şia’nın tarihî serüveninden bahsediyor. Hatta anlatıma İslamiyet'ten önceki Pers İmparatorluğu ile başlıyor (millîlik yönü ve Şia’nın geçmiş Farisi adetlerinden etkilenmiş olması gibi konulara değiniyor).
Ayetleri ve hadisleri yorumlama biçimlerini; kendi mezheplerine uygun bulurlarsa —ki zorlama tevil yaptıklarını göreceksiniz— kabul ettikleri, uygun bulmazlarsa da 'uydurma' deyip geçtiklerini anlatıyor. Mesela buna bir örnek vermek gerekirse: Efendimizin Tebük Gazvesi'nde Hz. Ali'yi Medine'de bırakmasını, kendisinden sonra vekil olarak geçecek kişiyi belirlemesi şeklinde anlatıyorlar; ama Resulullah, başka gazvelerde de Veda Haccı'nda da yerine başkalarını bırakarak vazifesini ifa etmeye gitmiştir. Bu şekilde birkaç sahabeyi yerine bırakarak gitmesi olayını Hz. Ali'ye mahsus bir durummuş gibi yorumlayıp, Hz. Ali'nin Resulullah'tan sonra hilafet makamına geçecek kişi olarak görülmesi ve buna iman etmek gerektiğini söylüyorlar. Şia için hilafet meselesi bir akaid konusudur. Hz. Ali'nin hilafetinin nas yoluyla belirlendiğini kabul etmeyenlerin dinden çıkacağı görüşündedirler.
Kitap sonlara doğru Emeviler, Abbasiler ve Moğol istilası, Osmanlı-Safevi dönemlerine değinmiş.
Son olarak; bazen bir konuyu bilmeseniz de biliyormuşsunuz gibi direkt geçiyor, başka bir konuya bağlıyor. Orada da araştırmaya gitmek gerekiyor. Okuyacak olanlara istifadeler dilerim.
Sultan Alparslan 455 yılında Selçuklu tahtına geçtiğinde "Nizâmülmülk" ismiyle bilinen Hasan b. Ali b. İshak et-Tûsiye (ö.485/1092) İsmailî tehditle askerî ve siyasî açıdan mücadele etme emri verir. Nizamülmülk, Selçuklu Devleti sınırları içerisinde propaganda faaliyetlerini yürüten Şiî İsmailîleri engellemek için Nizamiye Medreselerini (459/1067) inşa ettirir. Bu dönem aynı zamanda Nizâmiye ile el-Ezher Medreselerinin karşılıklı mücadele dönemidir. Nizâmiye Medreselerinde Şii yayılmacılığına karşı duracak Ehl-i sünnet âlimleri ve davetçileri yetişirken Mısır'daki el-Ezher Medresesinde ise İsmailî mezhebini yaymak için yetiştirilen propagandacılar eğitim görür. Bu dönem İmam Gazzâli (ö. 505/1111) gibi âlimlerin Şii propagandacılara karşı ilmi mücadele dönemidir.
Yavuz Sultan Selim, Çaldıran'da Safeviler'i ağır bir mağlubiyete uğratmamış olsaydı günümüzde Anadolu da dâhil olmak üzere geniş bir coğrafyada Şiilik egemen olabilirdi. Bu bakımdan Çaldıran Savaşı tarihin mecrâını değiştirmiştir. Nitekim Safeviler'in İran'a egemen oldukları 1501 yılında İranın çok önemli merkezlerinde Sünniler çoğunluktaydı. Ancak yürüttüğü geniş dönüşüm ve asimilasyon politikaları kapsamında Şah İsmail, bölgede bulunan Sünni tebaayı ve âlimleri kırmayı ve sürgün etmeyi, nihayetinde baştanbaşa İran coğrafyasını, Azerbaycanı ve Afganistana kadar ulaşan geniş bir alanı Şiileştirmeyi başarmıştır.