You know you're on my mind?
And if the world don't break
I'll be shaking it
'Cause I'm a young man after all
And when the seasons change
Will you stand by me?
'Cause I'm a young man built to fall
Çok konuşmuyorduk biz, çok çaba sarf etmiyorduk hayatta kalmak için ya da her dakika büyük bir savaş verivorduk bakkımızda 'yaşıyor' denilebilmesi için.
Küçüğüz daha. Belki tam anlamıyla yaşamaya başlamadık bile. Tepki vermiyoruz bu yüzden çok; fazla sakin, fazla sessiz, fazla durgunuz. Kalbimizin attığını söyleyebilmek içın göğsümüzü dinlemekten çok bir kalp cerrahına ihtiyacınız var.
Yorgunuz Yalnızız. Korkuyoruz. Hayallerimizden asıldık.
Öyle yorgunuz ki, sorsanız nefes alıyoruz elbet ama bugün mezarımızı kazmaya hazırız yarın ölmek için.
Öyle yalnızız ki konuşmayı, kendi dilimizi unuttuk, düşünceler yetiyor sadece yeterince kalabalık olmaya, bizim yalnızlığımız bile çok kalabalık aslında.
Ve öylesine bir korku dolaşıyor ki damarlarımızda.... En çok kendimizden korkuyoruz biz. Diğerlerine verdiğimiz veya vereceğimiz zararlardan, işlediğimiz ya da işleyeceğimiz günahlardan.
Bizim bile hatırlayamadığınız kâbuslar korkutuyor bizi.
Uyuyamıyoruz.
Umutlarınızı saçlarınızdan koparıp, dipsiz bir uçuruma sarkıtıyorlar bulutlara bağlayarak. Atlasak değer mi düşmeye? Dibe çakılmak acı vermez artık, biz acının en saf halini saç diplerimizden ayak uçlarımıza kadar hissettik, zirvesini gördüğümüz dağ, dibini gördüğümüz kuyu korkutmaz artık buz tutmuş yüreklerimizi. En fazla paramparça oluruz, deriz. Daha önce yaşamadığımız şey değil.
Atlasak, bizi elimizden tutup geri çekecek biri yok, paraşütümüz yok, kanatlarımız yok, hiç kimse yok.
Bir keresinde uçmak istediğimizi söylediğimizde kopardılar bizim kanatlarımızı. Çocukluğumuzda neşeli çocuk sesleri eşliğinde oyun parklarında değil, ürkütücü rüzgâr uğultusu eşliğinde mezarlıklarda oynadık biz. Bu yaşta bu ne dert? dediler, baktılar ama görmediler. Anlat, dediler, duydular belki ama dinlemediler. Bizim uyuyamadığımız gecelerin
O derginin kapağına -bir kara delik resmine- bakarken, aslında kendine baktığını fark etti. Bir kara deliğe. Can çekişen, kendi içine çöken bir yıldıza.